Sağolsun Emru’nun getirdiği DVD’ler çek çek bitmiyor. Dile kolay -diğer uzuvlara zor- 128 tane DVD. Daha tersten sayıp 80′lere anca vardım. Kaç gündür de blog yazasım yok. Zaten kafamı kurcalayan konular var da el atamıyorum bir türlü, bir bezginlik bir bezginlik.
Mevzubahis konulardan bir tanesi de yazma; ama yazma dediysem neyi nereye yazacağım hususu. Yeni açtığım blogum var kimi konular için, blog yazma şevkim artsın diye pratik firefox eklentileri mi KBlogger diye masaüstünden hızlı blog girmeye yarayan programlar mı(Halen Pardus altında KBlogger kullanıyorum, çok hoş bir araç) neler neler. Ekşi Sözlük‘e zaten yazıyorum mütemadiyen e şimdi Linux Masası var bir de. Uzun ve ayrıntılı konuları oraya yazmak, belki bulduğum ufak haberleri bildirgeç‘e haber olarak girmek, bir yandan ekşi sözlük ve bir de kesişim kümesiyle beraber kimi şeyleri bloguma eklemek ve ekran görüntülerimi Deviantart‘a yüklemek arasında bolcalayıp (bolca bocalamak anlamında
) duruyorum ve tabi mavi ekran. Hiç bir şey yazamıyorum doğru dürüst.
Unutmuşken daha henüz iş görüşmesi yaptığım ilk şirket tarafından hem de kariyer hedefim doğrultusunda kabul edilmem sevindirici bir gelişme. Ayrıyetten topu topu 2 gün sonra da sanıyorum son Eskişehir yolculuğum kapıda. Diploma ve yıllık için; iyisiyle kötüsüyle geçmiş bir 4 senenin ardından hayat o kadar koşuşturmacalı ki geriye dönüp bakma şansınız bile olmuyor. Ortaokul arkadaşlarımı vs dün gibi hatırlıyorum ama herkeste bir “beni hatırladın mı?” tavırları?? Nası hatırlamam dün gibi geliyor resmen bana. Dediğim gibi hiç durmadık ki; ortaokul, süper lise, üniversite 1, üniversite 2, şimdi stajlar vs en son GEMSAN bitti derken, diplomayı almaya gidiyorum bile işte, ne oldu nasıl oldu, ne zaman bitti üniversite; belli değil. 2-3 sene sonra da askerlik e tamam, sıradanlığa buyur gel diyoruz. Sanıyorum çok özleyecem üniversite hayatını en nihayetinde: Ne yapalım, hayatın kendisi su gibi akıyor 4 sene dediğin ne ki sonuçta?
Sağlıcakla kalalım, görüşmek üzere.
