Etiket Arşivi: facebook

Nedir internet araçları, bir tarayıcı, bir tane anlık mesajlaşma programı, e bir de e-postalarımıza baksın işte değil mi? Değil. Eğer öyle düşünüyorsanız zaten tarayıcınız büyük ihtimalle Explorer (8 çıkıyor diye heyecanlanıyorsunuz veya ondan da haberiniz yok), mesajlaşma programınız Windows Live Messenger (ama siz hala MSN zannediyorsunuz adını) ve bilgisayarınız açıldığında da otomatik olarak Outlook çalışıyor (msconfig duymadık, hmm). Gelin en iyisi biz sizin güzel vaktinizi boşa harcamayalım.

Peki nedir internet ihtiyaçları? Ben özetlemeye ve gerekli programları verdikten sonra yavaş yavaş açıklamaya başlayayım.

Türlü ihtiyaçlarda tam olarak, görünümü dahil -tema desteğinin ötesinde ayrıntı bazında-kişiselleştirebildiğiniz bir ağ gezgini (“web browser” niyetine), sizi birden fazla ağa bağlayacak, anlık mesajlaşma programları yanında sosyal ağlarda da chat imkanı tanıyacak ve gerekirse birden fazla posta servisindeki birden fazla posta hesabınızı sizin belirlediğiniz aralıklarla kontrol edecek bir ileti programı. Gerektiğinde gerek işyeri, gerek başka bir ağ, gerekse de -nedense bizim ne izleyip izleyemeyeceğimize kendinin karar verebileceğini düşünen- devletin yasakladığı sitelere öyle ya da böyle erişebilmemizi sağlayacak bir program, araç, ayar, yama herneyse.. Elbette önce…

MOZILLA FIREFOX

Daha Firefox’un olmadığı zamanlarda ve taze bir bilgisayar ve internet kullanıcısıyken Explorer artık yetmemeye başlamıştı ve ben de Internet Explorer’ın motorunu kullanan ve onun üzerine kurulan “browser wrapper” denilen şeylere merak salmıştım. Crazy Browser, Netcaptor, Avant Browser ve MyIE (sonradan Maxthon) kullanımlarım sonrasında; ki bu yazılımlar Explorer’ın kullanışsızlığı karşısında gayet iyi bir çözümdü, artık tamamen farkı bir programla tanışmamın zamanı gelmişken Firefox çıkageldi. Tam anlamıyla hoşgeldi. Kimi eklentilerinden bahsetmek gerekirse.

Adblock Plus, reklamlardan kurtulmanın en harika yolu! Foxmarks Bookmark Synchronizer, yer imlerinizi internette tutan ve dolayısıyla Foxmarks kurulu her bilgisayarın her işletim sisteminin her oturumunda aynı yer imlerine erişebilmenizi sağlayan ve hatta Foxmarks’In kurulu olmadığı Firefox’lar veya diğer tarayıcılarla da internet üzerinden yer imlerinize erişebilmenizi sağlayan A-sosyal [ :) ) ] yer imleme eklentisi. Flashgot, sisteminizdeki indirme yöneticinizle (flashget, FDM, IDM, Orbit vs) entegre çalışan, indirme linklerini istediğiniz takdirde onlara yönlendiren, bir sayfadaki bütün öğeleri bir kaç tıkla indirmenize olanak sağlayan ve son sürümüyle artık entegre FLV videoları da indirmeye olanak sağlayarak bir de Video Download Helper eklentisini kurmamıza gerek bırakmayan (onun işlevini de anmış olduk böylece) gerekli bir eklenti. Image Toolbar, o an gezdiğiniz sayfadaki sizin belirlediğiniz bir boyutun üzerindeki resimlerin sol üst köşesinde (veya imlecinizin o an gezdiği yerinde, ayar size kalmış) kaydet, bilgi ver, dizini aç, kopyala, yazdır düğmelerinden istediklerinizi gösteren ve tek tıkla önceden belirlediğiniz klasöre resim kaydetmenizi sağlayan gayet güzel ve bence gerekli bir eklenti. Fire Gestures, fare hareketleriyle düğmelere gerek kalmadan bir sürü işlem yapmamıza olanak sağlayan “gesture” hadisesinin Firefox tarafı diyebiliriz. Firefox için alanında tek olmamakla birlikte fare imlecinin arkasında iz bırakmasıyla benim tercihim. Webmail Notifier; Gmail notifier, Gmail Manager, YahooMail Notifier gibi webmail dediğimiz internet tabanlı eposta servislerindeki posta hesaplarımı kontrol etmeleri için kullandığım araçlardan sonra hiçbirinin eline su dökemeyeceğine inandığım bir eklenti. Yahoo Mail, Gmail, Hotmail gibi servisleri destekleyen, istediğiniz süre aralığında isterseniz yeni gelmiş, isterseniz tüm okunmamış postalarınızın sayısını göstererek belirlediğiniz şekilde (sesli, görsel) sizi uyaran harikaulade bir eklenti. Bunu dışındaki eposta kontrol seçeneklerimize birazdan değineceğiz. Tiny menu; bir adet görünüm eklentisi, gereksiz kocaman bir menü çubuğuyla kaybettiğimiz alanı sadece tek bir Menü düğmesine indirgiyor. Veya menü çubuğunu komple saklamak istersek Hide Menubar kullanabilir, sadece <Alt> tuşuna bastığımız zaman çıkmasını sağlayabiliriz. Foxy Proxy, tanımladığınız vekil sunucular (proxy) arasında kolayca gezebilmenizi, sadece belirlediğiniz sitelerin(!) vekille diğerlerininse normal şekilde erişilerek açılmasını sağlayan, birazdan bahsedeceğimiz harika araç Tor’la da birlikte kullanacağımız gayet gerekli bir eklenti. Grab and Drag; internet sayfasını sanki bir PDF dosyasıymışçasına [ :) ] tutup sürüklemenize ve bir seferde aşağı-yukarı doğru fırlatabilmenize (sayfayı tutup bir kere itip bırakıyorsunuz ve o sayfanın sonuna kadar gitmeye devam ediyor) olanak sağlayan enteresan bir eklenti. LocationBar²; adres çubuğunda adresin ana kısmının ve sonraki uzantılarının farklı renklerde ve vurgularda görünmesini sağlayan basit ama yetenekli bir adres çubuğu eklentisi. Fission, adres çubuğunun Safari tarzında, sayfanın ne kadarının yüklendiğini göstermesini sağlayan bir eklenti. Combine Stop-Reload Buttons, Smart Stop/Reload, Stop-or-Reload Button eklentileriyse isimlerinden anlaşılacağı üzre Dur ve Yenile düğmelerini birleştiren, o an hangisi gerekliyse onu gösteren eklentiler. Ve son olarak Glasser; bu eklenti eminim içlerinde en az bilineni. Firefox’unuzun Vista’da menü çubuğu, yer imi çubuğu ve gezinti araç çubuğunun şeffaf olarak Aero arayüzüne uyum göstermesini sağlıyor. Görünüm önemli diyorsanız Vista’da olmazsa olmaz diyebilirim.

Aşağıda bir kaç ekran görüntüsüyle durumu özetlemeden önce şunu belirtmekte yarar var. Firefox’unuza yüklediğiniz her eklenti onun biraz da olsa daha yavaş çalışmasına sebep olabilir, açılış ve genel performansında yavaşlamalara sebep olabilir. E peki o zaman ne yapmak lazım, her lazım olduklarında kurup sonra yeniden kaldırmak mı lazım bunları? Hayır, değil, gerçi yine Firefox’unuzu yeniden başlatmanız gerekecek ancak size herhangi bir durumda lazım olabilecek eklentileri de kurup sonra Etkisizleştir demek ve duruma göre Etkinleştirip Firefox’u yeniden başlatıp kullanmak bence en etkili çözüm. Tabi yine de siz siz olun sisteminizin durumuna da baktıktan sonra çok fazla eklenti yüklememeye dikkat edin.

DIGSBY

Twitter, Facebook, MySpace, Twitter’a bağlanmak, aynı anda MSN, Yahoo, Gtalk, ICQ, Jabber, AIM ve Facebook Chat hesabınızda online olmak, Gmail, Hotmail, Yahoo! Mail, AOL/AIM Mail veya herhangi bir IMAP veya POP mail hesabınızın otomatik kontrol edilmesi ve posta servisinin sayfasına bile gitmeden gelen postaları okundu, spam işaretlemek, silmek gibi işlemleri yapmak istiyorsanız; ki bence istersiniz zira sayması bile yorucu… o zaman Digsby’yi indirip kuruyorsunuz. Bir sürü dertlerinize derman olan bu programın tema desteği var ve öncelikle girip Digsby’ye üye olmanız gerektiği için her bilgisayar, her OS ve her oturumda ayrı ayrı hesap kurulumuyla uğraşmıyorsunuz. Kusurlarından biri MSN’de titretme olmaması :) Diğeri ise henüz Linux ve Mac desteği olmaması ancak olacak deniyor, göreceğiz.

PIDGIN

Çok sevdiğim GTK arayüzlü bu yetenekli açık kaynak program sayesinde de Yahoo, MSN, GTalk, ICQ, XMPP, AIM, Facebook Chat ve Skype gibi ağlara bağlanabiliyorsunuz. Ancak Skype’a bağlanması için Skype’ın o an çalışıyor ve sisteme girmiş olması gerekiyor dolayısıyla beğenmedim diyebilirim. Eklediğiniz bu hesapların posta servisi olanlarının da (Hotmail, Gmail, Yahoo! Mail) postalarını kontrol ediyor ancak Pidgin kadar yetenekli olduğunu söylemek güç. Önceki sürümlerinde kişisel ileti desteklemiyordu ancak yeni sürümünde bu destek var. Çeşitli pluginlerle beraber gelen programda birisi size mesaj  yazmaya başladığı anda uyarılıyorsunuz, hem de “you feel a disturbance in the force” (Tr “güçte bir dalgalanma hissediyorsunuz” – Star Wars) uyarısıyla. Son olarak programda GTK tema desteği de olduğunu belirtip sıradaki güzide programımıza geçelim.

TOR

Tor’un sistematiğinden pek bahsetmeye niyetim yok ancak size internette anonim bir şekilde gezmenizi sağladığını ve herhangi bir ağda sistem yöneticinizin izin vermediği sitelere girme özgürlüğü sağladığını, girdiğiniz bu sitelerin IP’nizi sanki Almanya, Papua Yeni Gine veya Çin’deymişsiniz gibi gördüğünü ve ayarlarını yaptığınız takdirde MSN ve diğer ağlara girebilen üstte bahsettiğim programlarla MSN’in vs yasaklandığı yerlerde de arkadaşlarınızla mesajlaşabileceğinizi söylesem yeterli olur sanıyorum.

Tor kurulumu için (kaynak) öncelikle Vidalia bundle’ını indirip ikisini kuruyoruz. Yani Privoxy veya Torbutton kurmuyoruz. Şu adresten Windows için “Bundle” olanını indirdikten sonra kuruyor ve Firefox’a da Foxy Proxy eklentisini kurup yeniden başlatıyoruz. Başlangıçta Foxy Proxy’nin sorduğu “would you like to configure foxyproxy for use with tor?” -> “yes”, “are you using tor with privoxy or without?” -> “without tor”, “listening port” -> “9050″ ve “dns request through tor” -> “yes” deyip Firefox’u yeniden başlatıyoruz.

Artık Foxy Proxy sayesinde Tor üzerinden internetteki yasaklı sitelere, bulunduğunuz ağda sistem yöneticiniz tarafından yasaklanmış olan sitelere vs girebileceksiniz. Durum çubuğundaki Foxy Proxy simgesine sağ tıklayıp tüm URL’ler için kullan, sadece belirlenmiş şablonlar için kullan ve tor’u tamamen iptal et seçeneklerini seçebilirsiniz. Eğer sadece kimi sitelere girmek için kullanacaksanız belirlenmiş şablonlar için… diyoruz ve seçeneklerı tıkladıktan sonra boş alanda çift tıklıyoruz. Şöyle bir ekran bizi bekliyor:

Örneğin ben burada önce şablonuma “youtube” ismini verdikten sonra *youtube* diyerek içinde youtube bulunan bütün URL’lere tor üzerinden erişmek istediğimi bildiriyorum.

Bu işi becerdikten sonra aklıma gelen ilk şey “madem Tor sistemimize kurulan bir vekil sunucu, internete çıkan diğer programlara da bu vekil üzerinden bağlantı sağlayamaz mıyız?” oldu. Bunun için her ne kadar sadece ilgili programın ayarlarından vekil IP’si 127.0.0.1 , port’u da 9050 olacak şekilde ayar yapmak yeterli gibi gözükse de değil. Çünkü Tor SOCKS kullanıyor ve Digsby veya Opera İnternet Gezgini’nde SOCKS olarak vekil atayamıyorsunuz. Bu durumda MSN veya üstte özelliklerinde bahsettiğim ağlara izin verilmeyen bir durumda da bağlanmak için Pidgin‘in genel ağ ayarlarına veya sadece o hesapla ilgili ağ ayarlarına girip üstte bahsettiğim parametreleri (IP: 127.0.0.1, port: 9050, SOCKS5) girerseniz nurtopu gibi anlık iletileriniz olur.

Bu şekilde basit de olsa bir çok sistem yöneticisinin bile bilmediği gayet kullanışlı yöntemler öğrenmiş olduk. Amaç başka yerlerden karşılıksız bulduğumuz bilgiyi paylaşmaksa bunu yapabildiğimi umarım. Anlaşılmayan konularda yorum gelirse cevaplamaya çalışırım. Bir sonraki blog girdisinde görüşmek üzere.

Sanırım kabul etmem lazım, blog tutmak için fazla uyuşuğum; hele ki bahaneler de hali hazırda mevcutsa blog iki haftada bir kendine anca gelecek demek; ki zaten şu ana kadar yazdıklarımın da ortalamasını alınca herhalde iki haftada bir ya yazıyor, ya yazmıyorumdur. Bu sayede blog’um bir çok olaydan özetle bahsettiğim; ve blog tutan başka kişiler gibi çeşitli konulardaki görüşlerimi başkalarına açtığım bir yerden ziyade hayatımda yaptıklarımı kendi kendime özetleyip, bir nevi basit, sade bir kişisel tarih oluşturduğum online bir yer haline geldi yavaş yavaş.

Hayatın kimi dönemleri; özellikle gençseniz ve hayatınız tam anlamıyla rutine
oturmadıysa diğer dönemlerine oranla daha fazla değişikliğe gebe oluyor. Kaçımız aynı anda ilk işine başlayıp, diploma alıp, ilk maaşını peşinen harcayacak yer bulup, bir
de iki arkadaşını birden askere göndermiştir; evet anca benim yaş grubumdakiler. Ve arada tam 10 senedir görmeyip çok da özlediğim ortaokul arkadaşlarımı Facebook’ta görüp buluştuğumuzu da söylemeliyim. Bunun dışında ise Linux Masası’na yazacağım 3. yazım da Pardus’ta Firefox’un “Profile Manager”ına hükmedememem gibi bir teknik aksaklık yüzünden bekliyor, geliştiriciler bu durum kafa karışıklığı yaratabileceğinden dolayı Firefox’ta bu komutun kullanılmasına müsaade etmemişler. Ayrıca sevgili Çağatay arkadaşımın beni haberdar etmesiyle ne zamandır istediğim monitörüme de kavuşmuş bulunuyorum müsaadenizle sırıtarak. O bir Samsung SyncMaster 223BW 22″ Geniş Ekran :) Henüz 2 gün olmakla beraber karşısına geçince ancak “smiley” gibi sırıtabiliyorum şimdilik, çok keyifli. Bimeks’in bayram süresince 250 YTL üzeri alışverişlerde KDV almayacağı haberinin ardından forumlarda yaklaşık 2 aydır yaptığım sıkı araştırmalara ilaveten son bir çırpınışla oyunla ilgili endişelerimi giderecek
bir kaç girdi okudum, bir kaç fotoğraf gördüm ve ilk olarak fiyatı ucuz olduğu için bu yola çıkmamı sağlayan LG 225WS’nin analog (Sub-D) çıkışlı olmasına müteakip dijital çıkışla aradaki görüntü farkına da değeceğine karar verdim ve her ne kadar 2ms yerine 5ms olsa da GTG (Grey to Grey) hadisesi ve Dinamic ve Static karşıtlık (contrast) konularındaki bilgilerime dayanarak bu modeli almaya karar verdim. Tahmin ediyordum elbet ama bu kadarını da beklemiyordum, oyun konusu dahil kardeşimle çok ama çok memnunuz. Birazcık daha konuşmak gerekirse; LCD monitörlerin bir doğal çözünürlü var ve bu çözünürlüğün dışında kullanmaya kalkışırsanız enterpolasyon yüzünden görüntü kalitesi olarak çok büyük soru yaşıyorsunuz, sonuçta 22” geniş ekran monitörlerin çözünürlüğü 1680×1050 gibi yüksek bir değer ve dolayısıyla en son alınan 4 çekirdekli vs işlemciler hariç eski sayılabilecek oyunları bile bu çözünürlükte oynamak çok zor. Bildiğimiz 17”, 19” gibi monitörlerin oranı olan 4:3 dışında 16:10 oranını verecek daha düşük çözünürlüklere yönelmek durumunda kalıyorsunuz ve oyunla ilgilenen insanların ilk aklına gelen şey de oyun çözünürlüğünü 16:10’luk oran korunsa dahi değiştirmenin sanki LCD monitörün doğal çözünürlüğünü değiştirmiş gibi olumsuz bir etki oluşturup oluşturmayacağı oluyor. Ancak tecrübeyle sabit bir şekilde artık diyebiliyorum ki “yok öyle bir şey”; hatta en çok oynadığım oyun diyebileceğim NFS Most Wanted’ı ilk seferde 4:3 oranla, 1024×768 çözünürlükle oynamışım da farkına zor vardım, bu sebepten kafasında karışıklık olan kişilere kendi adıma herhangi belirgin bir sorunla karşılaşmayacaklarını kendi çapımda
da olsa söyleyebilirim; ancak en yararlı yöntem yine de kişinin kendi gözleriyle görmesi sonuçta.

SAMSUNG 223BW

Bu sorun dışında monitörde herhangi bir “ghosting” (hızlı hareketli görüntülerde görüntün bir pikselden geçtikten sonra onda kısa süreli bir iz bırakması) vakasına rastlamadım; veya fark etmedim diyelim, ayrıca backlighting (LCD ekranlar ışıklandırmaya gerek duyduğundan alttan veya üstten ekrana verilen ışığın homojen bir şekilde verilmemesi vs gibi sebeplerden çok belirgin olması, göze batması) problemi de neredeyse yok gibi; kesinlikle göze batmıyor, ve ben yaptığım seçimin keyfine varıyorum. Bir aralar aynı şekilde komple çözünülükler; oran gibi konulara HD konusu üzerinden girmeyi ve HDMI, HDCP, HD Ready, HDCP gibi bir çok kavramı açıklamayı planlıyorum.

kardeş keyif

Belirli bir süre daha keyif yaptıktan sonra diğer konularda da daha sonra görüşmek üzere, esenlikle.

Powered by ScribeFire.