Etiket Arşivi: firefox

As I read the personal opinions and reviews of other Ubuntu users, I see that people are not satisfied as expected. Some old drivers are not working, some new problems start from out of nowhere, and improvements can not cover it all.

First of all, I’ve got an NTFS disk and I store my all my music, video and any other files on that disk. Whatever I did; expect one thing that I’ll soon write down, Ubuntu hasn’t mounted that disk at start. The simplest example, my wallpapers are on that disk, too. And everytime I start Ubuntu I see an orange colour screen until I open Computer and double click disk icon.

Solution is; first check tow packages if installed on your system (one comes installed as default actually); ntfs-3g and ntfs-config, than you need the program pySDM (which SDM stands for Storage Device Manager). After installing that program you need to select your disk from its interface and and click assistance.

After that you must select the checkboxes like this:

Your problem is solved; so does mine. (Source: MakeTechEasier)

I mentioned about problems, for example one thing I like very much in Ubuntu is screenlets. My screenlets just doesn’t run. Some people get some error messages like mine. But I couldn’t figure it out to start them. I re-installed (removed the configuration files also) it but it doesn’t work. It was just working on 8.10? What happened since then.

I insalled Gnome-do a few days ago. I don’t want it to start on boot, but it does. First I changed its settings to not to leoaad on startup. It still does. Then I opened “Startup Applications”, called “Başlangıç Uygulamaları” in Turkish. And unchecked it, nop. It didn’t work. So I removed it from my system.

Firefox does not upgrade to 3.5 from 3.0.* version.  Do not be surprised. You must install Shiretoko (which is I suppose codename for Firefox 3.5) then you can use your upgraded Firef.. Oops Shiretoko.

And at first times of Jaunty; one of my most loved apps, UbuDSL was not working. Because something changed in Ubuntu, it needed an upgrade from developer and then worked. It works like a charm now. Better then Windows or Pardus (does not have an interface but OK) version of similar programs.

Yesterday I selected and added nearly 100 wallpapers and when I reboot they were not on the wallpaper list. Something is going on with the Jackalope but I do not understand that.

If something just does not work like the previous version, I personally do not feel so into that version because of just trying to solve the problems.

Yeah, I know title is a bit more explaining. But first simply a few screenshots as appetizers.

WebApp

WebApps

WebApps

WebApps

Just like I said, it’s not a very complex trick that entegrates your bookmarks bar to the superbar of Windows7. It’s just a workaround that we create our -preferred- bookmarks’ shortcuts to any directory in our computer as webapps, then create new toolbar for that folder and voila. For those who didn’t understand, let’s explain it step by step:

i) First of all, to create web applications we need a firefox with the prism add-on or google chrome (it needs some add-ons, yeah). At this step I personally choose chrome because it’s faster specially on my “below mid-performance computer” and actually I didn’t like the way that prism handles this stuff.

We open our bookmarks as tabs on chrome and then click “Create application shorcuts”. Then select desktop as shortcut location. Here it’s explained detailly.

ii) After you’ve finished creating shortcuts then put them in a folder and take the folder to any directory as you want. I put it in my documents, and at first created a shortcut on my desktop because if I forgot any websites to create shortcurt of.

iii) Then we create a new toolbar just like;

New Toolbar

New Toolbar

And show it shortcuts’ folder:

Shortcuts' folder

Now you’ve a new toolbar just as the first two screenshots of mine. You can first unlock the taskbar by right-clicking it and then try the options as “show title” and “show text”.

And if you don’t want a toolbar you just want to add your bookmarks seperately; then you should do the first step, I mean create the shortcut of the website by chrome (or prism) and then drag&drop it to the superbar. It’s easy as is. When you click on your bookmarks you’ll simply have a webapp like this:

isn't it?

so simple..

Works well.

Bir kaç önceki yazımda artık boot komutundaki tek parametre sayesinde Linux’suz geçen zamanların sona erdiğini söyledikten sonra bu işletim sistemlerinde mevcut durumumu, kişisel görüşlerimi yazacağımı söylemiştim. Sözümüzü tutalım.

Windows 7 Beta b7077

b7000′den 7057′ye güncelledikten sonra ekran kartım beni epeyce bir uğraştırdı, şu an yine catalyst veya ATİ’nin sürücülerini exe dosyasıyla kuramıyorum, Windows ekran kartımı Standart VGA graik arayüzü olarak görmeye devam ediyor?! GPU-z programıyla baktığımda Standart VGA olarak gördüğü için ekran kartının işlemci ve ram hızları da ayrı yarıya falandı?! Aero’yu açamıyordum, monitörümün çözünürlüğüne çıkamayıp ucubik bir eğri büğrü görünümle kullanıyordum bilgisayarımı. Ardından sürücüyü indirip içinde inf dosyalarını aratarak iki inf dosyasından birindeki listeden ekran kartımı seçtim ve Voila! Artık ekran kartımı kullanabiliyorum. Bunu dışında Windows 7′la ilgili önceki yazılarımdan birinde yaptığım inceleme dışında bir şey yok. Kararlı, görsel olarak güzel, işlevsel, superbar’ına bayıldığım, SORUNSUZ kullandığım bir sistem. Evet, tek kelimeyle SORUNSUZ!
Tek ufacık pürüz girişte bağlantı numara çevirici açılınca otomatik bağlanmayıp benim bağlan demem ama onun da kolaylığı vardır, araştırmadım; gerek duymadım.

Ubuntu 9.04 Jaunty Jackalope

Bir önceki yazımda anlattığım kadarıyla kurulumu son derece çabuk ve sorunsuz geçti. Ama sorunsuz olan kurulumdu ne yazık ki.

Ubuntu’nun bu yeni versiyonunda Ext4 dosya sistemi sayesinde açılış gerçekten hızlı. Eğer 8.10′dan güncellerseniz bir fark hissetmeyeceksiniz yalnız baştan söyleyeyim.
Sorunlarım tabii ki saçma donanımlarımla ilgili. Normalde USBmax modemim Linux desteğini bırakın adını dahi duymamış olsa da Ubudsl isimli program sayesinde otomatik bağlantı dahil her şeyi hallediyor ve Windows’tan az farkla daha pürüzsüz bir USBmodem kolaylığı sağlıyor..

..du ki nedense Ubudsl’in kurulumunda oluşturması gereken config dosyasını oluşturmamaya ardından da balşangıçta panel applet’i Ubudsl daemon çalışmıyor, önce onu çalıştırın demeye başladı, işimizi yokuşa sürdü yani.

İkinci problem de yine Linux’la arası gayet iyi olan ve bana yıllardır lanet okutturan pek sevgili ATİ(!). Son sürücüsüyle Compiz aktifken film oynatırkenki o yanıp sönmeleri titremeleri sona erdirmişler sağolsunlar. Şimdi direkt kilitleniyor makine, compiz’i kapatmak lazım yoksa dediğim gibi hiç bir şey yapamıyorsunuz; kasadan Reset atmaktan başka.

Bir de yeni tip sistem uyarıları getirmişler, onlar da gerekliydi ve gayet güzel de olmuş. Bunlar dışında çok büyük değişiklikler yok.

Pardus 2008.2 Canis Auerus

Pardus’ta da modem yine çalışır durumda ancak bu sefer herhangi birprogram yok ve ben açılışta bir satır kod kopyala-yapıştır’ı yapmak durumundayım. Normalde bunu için bir betik (script) yazmalıyım ancak komut Root çalıştırılmalı ve bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Araştırmam lazım, çok zor olduğunu sanmıyorum.

Bunun dışında ATİ’yle ilgili durum da dün Pardus’u güncellerken ekran kartı sürücüsünü de güncellemem sonucu Ubuntu’yla aynı duruma geldi. Ayrıca önceki sürücüde de SMplayer’dan video çıktısını ne olarak seçersem seçeyim performans alamıyordum (compiz açık veya kapalı), takılmalar vs gırla gidiyordu; ki normalde Ubuntu ve Pardus SMplayer’La Windows 7′den daha iyi performans veriyordu ve ayrıntısı bol 720p filmlerde (o an, izlediğim filmde su damlacıkları ve buhar gibi bir görüntü olursa rip olmasına rağmen ekran kartım düz bir dokuya göre çok daha fazla piksel işlemek zorunda kalıp takılabiliyor) hiç takılma yapmıyorlardı.

Neyse, 3 işletim sistemi için (Linux dağıtımları GNU/Linux çekirdeğiyle birleştikleri zaman İşletim sistemi oluyorlari bilginize ;) ) kısa incelemelerim ve sorunlarım bunlar. Nasıl olsa kısa sürüyor diye Ubuntu’yu bir kere daha kurup Ubudsl’i yeniden deneyebilirim (Synaptic’ten tamamen kaldırıp tekrar kurmak çözüm olmadı) ancak bunu için Firefox profilimi yedeklemem lazım, işletim sistemi konfigürasyonum kadar Firefox eklentilerim, ayarlarım vs tutuyor çünkü.

Bu arada bu yazıyı (ve bir önceki yazıyı da ) Firefox altındaki WordPress Sidebar’dan gönderiyorum. Eğer kurarsanız, herhangi bir düğmesi veya menü öğesi yok açmak için, Alt+W tuş kombinasyonunu kullanıyorsunuz.

Sağlıcakla..

Windows Vista o kadar eleştiri aldı, “yeni Millennium oldu, donanımızı beğenmiyor, hem XP’nin üzerine de hatırı sayılır bir şey koymadı” vs vs denirken gözümde kesinlikle bir Millennium vakası değildi. Gerçi SP1′den sonra sürekli durup dururken kilitlenmesi (nihai çözüm format oldu yine) ile yine Windows kullandığımızı hatırladım ama diğer kimselerin şikayetlerine baktıktan sonra “olur o kadar” deyip Windows cephesinde yoluma Vista’yla devam kararı aldım. Ancak Windows’un elini çabuk tutması ve Vista’dan hem daha güzel görünen, hem daha çok özellik barındıran, hem UAC’si daha iyi olmuş ve daha pratik bir sistemi bu kadar çabuk sürmeye kalkışmasıyla Vista, 2. millennium vakası olmaya bir adım daha yaklaştı.

Derken bu şikayetleri duymuş olacaklar(!) ki Windows’un bir sonraki sisteminin erken çıkacağı söylentileri yayılmaya başladı ve ardından Microsoft’un geliştirmecilerine düzenlediği konferanstan sonra Windows’un yeni sistemi olan “seven”ın (yedi) beta sürümleri torrent’lara ve warez sitelerine düşmeye başladı. Konferans’ta duyurulan ve Windows 7′da şekillenmeye başlayan özellikler ilk olarak b6801′de göze batmaya başladı ancak bu sürümde de ilk defa yeni görev çubuğu görünmüyordu, çünkü konferansta bu özelliğin tanıtıldığı 7′ın “build” versiyonu  6933′tü. Ancak yine bir süre sonra aslında bu özelliklerin 6801′de de olduğu ancak kullanıcılardan saklandığı (gizli saklı iş, hile, hurda, tekelcilik; e be Microsoft??) forumlarda dolaşır oldu ve explorer.exe’ye yama yapan bir exe dosyası ile bu özelliklerin açılabildiği fark edildi. Ben de ilk Windows 7 blog yazımı o sürümle birlikte yazmaya karar verdim :) .

Bir süre kullandıktan sonra gayet kararlı, resmen beta (ve hatta Windows) olduğuna inanamadığım bir işletim sisteminden sonra, geçtiğimiz günlerde internete Seven’ın yeni bir sürümü daha düştü. Windows 7 beta build 6956. Ve nihayet 6801′de kilidin kaldırılmasına rağmen açılmayan kimi özellikler de artık bu sürümde tam olarak mevcut ve dün akşamdan sonra Vista’dan daha hızlı, 7 b6801′den daha fazla özelliği olan ve çok kararlı bir işletim sistemi kullanıyorum.

6956′nın 6801′den ilk farkı daha kurulum esnasında belli oluyor. Normalde bilgisayarımda Disk1′in MBR’sinde Ubuntu sürümleri ve sonra da Disk2′nin MBR’sine bağlantı var ve Disk2′de de Windows sürümleri olmak üzere iki aşamalı bir MBR sistemi kullanıyorken, 6801 MBR kaydını kurduğum disk olan Disk2′ye yapmıştı. 6956 ise beni şaşırtarak (ve yine başıma iş açarak) kaydını sistemimdeki ön tanımlı disk olan Disk1′e yaptı.

Pek uzun sürmeyen ( 25 dk civarı) bir kurulumdan sonra artık windows başlangıç ekranında 256 renk’ten kurtulmuş görünüyor. Şık bir ekranla gelen özellikler esasında şık bir sistem olan Vista’dan sonra daha da güzel şeyler göreceğimizin habercisi.

Aero’nun üzerine koyduklarını da anlatıp, internnette şimdiden eskimeye başlamış olan Windows 7 incelemelerinden çok kısa bir tanesini daha sona erdirelim.

6956edit

Windows 7′ın bu sürümünde gelen özelliklerden bir tanesi görünümü ayrıntı “details” yapmadığınız sürece Vista’da da olan; pencerenin üstündeki sıralama kriterini hızlı bir biçimde değiştirmenizi sağlayan o çubuk (name, type, date modified vs gibi alanların olduğu) gitmiş, bu şahsen Windows 7′da şu ana kadar gördüğüm tek kötü özellik diyebilirim. Ardından pencere düğmelerinin boyutlarının büyüdüğünü ve hemen yanlarına “send feedback” (“geri dönüşte bulunun” diye çevirebiliriz sanırım) kısayolunun geldiğini görüyoruz. Bu arada masaüstünde sağ altta “for testing purposes only” (“sadece deneme amacıyla kullanım içindir”) ve Build6956 yazısı bu yaptığımız işin sahte mockup’lar olmadığını ispat ediyor :) .

6956-1editGeliştirici konferansında gördüğümüz özelliklerden bir tanesi olan ve pencereler arasında daha kolay bir şekilde gezinmemizi-göz atmamızı sağlayan bu özellik de mevcut. Şöyle çalışıyor, görev çubuğundaki ön izlemesinin üzerinde fareyle beklediğimiz zaman diğer pencereler sadece şeffaf bir çerçeve gösterirken (pencere kenarı aero tarafından yapılmayan gom player, aimp gibi programların pencereleri hariç), bizim penceremiz haliyle belirginleşiyor ve öne çıkıyor.

6956-2edit

7′da masasüstünü göster düğmesinin artık bir kısayol olmadığını ve sağ altta sabit bir şekilde durduğunu önceki önizlemelerden okumuşsunuzdur, bu sürümde gelen bir diğer özellikle “masaüstünü göster”i tıklamadan gelir ve üzerinde beklerseniz masaüstündeki bütün pencereler sadece şeffaf kenarlıklardan ibaret oluyorlar ve masaüstünü görmenizi sağlıyorlar, bu özelliği masaüstüne duvar kağıdı seçmem esnasında her seferinde masaüstünü gösteri tıklarken fark ettim ve en azından bu konuda da olsa işişme yaradı. Bu özellik dikkat ettiyseniz aynı pencere önizlemesinde olduğu gibi; ama bu sefer hç bir pencere önizlemesi üzerinde beklemediğiniz için bütün pencereler şeffaf oluyor. Windows 7′ın bu sürümünden itibaren aero’nun artık olması gerektiği gibi olduğunu ve sadece pencere kenarı şeffaflığı ve pencereleri havada döndürmeye yaramadığını söyleyebiliriz.

Sonuç olarak; şimdiden programlarımı kurdum, ayarlarını yaptım; filmlerimi 7′da izliyor, müziklerimi 7′da dinliyor, torınt’larımı Vista’da kaldıkları yerden 7′da indiriyorum, Pidgin’im bir kenarda, Firefox’um bir kenarda ve kesinlikle Vista’dan daha performanslı olan 7′ı ön tanımlı sistem olarak kullanıyorum.

Ancak 720p’lik (HD) videolarda performansın yetmediği durumlarda yine ücretsiz, açık kaynak Ubuntu’mu açıyor; Windows 7 olsun Vista olsun bütün programlar kapalıyken en hafif oynatıcı olan Media Player Classic’le (internette performans testleri mevcut) bile oynatamadığım videoları, arka planda torınt iner ve Firefox ve dahi Pidgin açıkken Ubuntu’mda seyrediyorum. NE OLURSA OLSUN ;)

Nedir internet araçları, bir tarayıcı, bir tane anlık mesajlaşma programı, e bir de e-postalarımıza baksın işte değil mi? Değil. Eğer öyle düşünüyorsanız zaten tarayıcınız büyük ihtimalle Explorer (8 çıkıyor diye heyecanlanıyorsunuz veya ondan da haberiniz yok), mesajlaşma programınız Windows Live Messenger (ama siz hala MSN zannediyorsunuz adını) ve bilgisayarınız açıldığında da otomatik olarak Outlook çalışıyor (msconfig duymadık, hmm). Gelin en iyisi biz sizin güzel vaktinizi boşa harcamayalım.

Peki nedir internet ihtiyaçları? Ben özetlemeye ve gerekli programları verdikten sonra yavaş yavaş açıklamaya başlayayım.

Türlü ihtiyaçlarda tam olarak, görünümü dahil -tema desteğinin ötesinde ayrıntı bazında-kişiselleştirebildiğiniz bir ağ gezgini (“web browser” niyetine), sizi birden fazla ağa bağlayacak, anlık mesajlaşma programları yanında sosyal ağlarda da chat imkanı tanıyacak ve gerekirse birden fazla posta servisindeki birden fazla posta hesabınızı sizin belirlediğiniz aralıklarla kontrol edecek bir ileti programı. Gerektiğinde gerek işyeri, gerek başka bir ağ, gerekse de -nedense bizim ne izleyip izleyemeyeceğimize kendinin karar verebileceğini düşünen- devletin yasakladığı sitelere öyle ya da böyle erişebilmemizi sağlayacak bir program, araç, ayar, yama herneyse.. Elbette önce…

MOZILLA FIREFOX

Daha Firefox’un olmadığı zamanlarda ve taze bir bilgisayar ve internet kullanıcısıyken Explorer artık yetmemeye başlamıştı ve ben de Internet Explorer’ın motorunu kullanan ve onun üzerine kurulan “browser wrapper” denilen şeylere merak salmıştım. Crazy Browser, Netcaptor, Avant Browser ve MyIE (sonradan Maxthon) kullanımlarım sonrasında; ki bu yazılımlar Explorer’ın kullanışsızlığı karşısında gayet iyi bir çözümdü, artık tamamen farkı bir programla tanışmamın zamanı gelmişken Firefox çıkageldi. Tam anlamıyla hoşgeldi. Kimi eklentilerinden bahsetmek gerekirse.

Adblock Plus, reklamlardan kurtulmanın en harika yolu! Foxmarks Bookmark Synchronizer, yer imlerinizi internette tutan ve dolayısıyla Foxmarks kurulu her bilgisayarın her işletim sisteminin her oturumunda aynı yer imlerine erişebilmenizi sağlayan ve hatta Foxmarks’In kurulu olmadığı Firefox’lar veya diğer tarayıcılarla da internet üzerinden yer imlerinize erişebilmenizi sağlayan A-sosyal [ :) ) ] yer imleme eklentisi. Flashgot, sisteminizdeki indirme yöneticinizle (flashget, FDM, IDM, Orbit vs) entegre çalışan, indirme linklerini istediğiniz takdirde onlara yönlendiren, bir sayfadaki bütün öğeleri bir kaç tıkla indirmenize olanak sağlayan ve son sürümüyle artık entegre FLV videoları da indirmeye olanak sağlayarak bir de Video Download Helper eklentisini kurmamıza gerek bırakmayan (onun işlevini de anmış olduk böylece) gerekli bir eklenti. Image Toolbar, o an gezdiğiniz sayfadaki sizin belirlediğiniz bir boyutun üzerindeki resimlerin sol üst köşesinde (veya imlecinizin o an gezdiği yerinde, ayar size kalmış) kaydet, bilgi ver, dizini aç, kopyala, yazdır düğmelerinden istediklerinizi gösteren ve tek tıkla önceden belirlediğiniz klasöre resim kaydetmenizi sağlayan gayet güzel ve bence gerekli bir eklenti. Fire Gestures, fare hareketleriyle düğmelere gerek kalmadan bir sürü işlem yapmamıza olanak sağlayan “gesture” hadisesinin Firefox tarafı diyebiliriz. Firefox için alanında tek olmamakla birlikte fare imlecinin arkasında iz bırakmasıyla benim tercihim. Webmail Notifier; Gmail notifier, Gmail Manager, YahooMail Notifier gibi webmail dediğimiz internet tabanlı eposta servislerindeki posta hesaplarımı kontrol etmeleri için kullandığım araçlardan sonra hiçbirinin eline su dökemeyeceğine inandığım bir eklenti. Yahoo Mail, Gmail, Hotmail gibi servisleri destekleyen, istediğiniz süre aralığında isterseniz yeni gelmiş, isterseniz tüm okunmamış postalarınızın sayısını göstererek belirlediğiniz şekilde (sesli, görsel) sizi uyaran harikaulade bir eklenti. Bunu dışındaki eposta kontrol seçeneklerimize birazdan değineceğiz. Tiny menu; bir adet görünüm eklentisi, gereksiz kocaman bir menü çubuğuyla kaybettiğimiz alanı sadece tek bir Menü düğmesine indirgiyor. Veya menü çubuğunu komple saklamak istersek Hide Menubar kullanabilir, sadece <Alt> tuşuna bastığımız zaman çıkmasını sağlayabiliriz. Foxy Proxy, tanımladığınız vekil sunucular (proxy) arasında kolayca gezebilmenizi, sadece belirlediğiniz sitelerin(!) vekille diğerlerininse normal şekilde erişilerek açılmasını sağlayan, birazdan bahsedeceğimiz harika araç Tor’la da birlikte kullanacağımız gayet gerekli bir eklenti. Grab and Drag; internet sayfasını sanki bir PDF dosyasıymışçasına [ :) ] tutup sürüklemenize ve bir seferde aşağı-yukarı doğru fırlatabilmenize (sayfayı tutup bir kere itip bırakıyorsunuz ve o sayfanın sonuna kadar gitmeye devam ediyor) olanak sağlayan enteresan bir eklenti. LocationBar²; adres çubuğunda adresin ana kısmının ve sonraki uzantılarının farklı renklerde ve vurgularda görünmesini sağlayan basit ama yetenekli bir adres çubuğu eklentisi. Fission, adres çubuğunun Safari tarzında, sayfanın ne kadarının yüklendiğini göstermesini sağlayan bir eklenti. Combine Stop-Reload Buttons, Smart Stop/Reload, Stop-or-Reload Button eklentileriyse isimlerinden anlaşılacağı üzre Dur ve Yenile düğmelerini birleştiren, o an hangisi gerekliyse onu gösteren eklentiler. Ve son olarak Glasser; bu eklenti eminim içlerinde en az bilineni. Firefox’unuzun Vista’da menü çubuğu, yer imi çubuğu ve gezinti araç çubuğunun şeffaf olarak Aero arayüzüne uyum göstermesini sağlıyor. Görünüm önemli diyorsanız Vista’da olmazsa olmaz diyebilirim.

Aşağıda bir kaç ekran görüntüsüyle durumu özetlemeden önce şunu belirtmekte yarar var. Firefox’unuza yüklediğiniz her eklenti onun biraz da olsa daha yavaş çalışmasına sebep olabilir, açılış ve genel performansında yavaşlamalara sebep olabilir. E peki o zaman ne yapmak lazım, her lazım olduklarında kurup sonra yeniden kaldırmak mı lazım bunları? Hayır, değil, gerçi yine Firefox’unuzu yeniden başlatmanız gerekecek ancak size herhangi bir durumda lazım olabilecek eklentileri de kurup sonra Etkisizleştir demek ve duruma göre Etkinleştirip Firefox’u yeniden başlatıp kullanmak bence en etkili çözüm. Tabi yine de siz siz olun sisteminizin durumuna da baktıktan sonra çok fazla eklenti yüklememeye dikkat edin.

DIGSBY

Twitter, Facebook, MySpace, Twitter’a bağlanmak, aynı anda MSN, Yahoo, Gtalk, ICQ, Jabber, AIM ve Facebook Chat hesabınızda online olmak, Gmail, Hotmail, Yahoo! Mail, AOL/AIM Mail veya herhangi bir IMAP veya POP mail hesabınızın otomatik kontrol edilmesi ve posta servisinin sayfasına bile gitmeden gelen postaları okundu, spam işaretlemek, silmek gibi işlemleri yapmak istiyorsanız; ki bence istersiniz zira sayması bile yorucu… o zaman Digsby’yi indirip kuruyorsunuz. Bir sürü dertlerinize derman olan bu programın tema desteği var ve öncelikle girip Digsby’ye üye olmanız gerektiği için her bilgisayar, her OS ve her oturumda ayrı ayrı hesap kurulumuyla uğraşmıyorsunuz. Kusurlarından biri MSN’de titretme olmaması :) Diğeri ise henüz Linux ve Mac desteği olmaması ancak olacak deniyor, göreceğiz.

PIDGIN

Çok sevdiğim GTK arayüzlü bu yetenekli açık kaynak program sayesinde de Yahoo, MSN, GTalk, ICQ, XMPP, AIM, Facebook Chat ve Skype gibi ağlara bağlanabiliyorsunuz. Ancak Skype’a bağlanması için Skype’ın o an çalışıyor ve sisteme girmiş olması gerekiyor dolayısıyla beğenmedim diyebilirim. Eklediğiniz bu hesapların posta servisi olanlarının da (Hotmail, Gmail, Yahoo! Mail) postalarını kontrol ediyor ancak Pidgin kadar yetenekli olduğunu söylemek güç. Önceki sürümlerinde kişisel ileti desteklemiyordu ancak yeni sürümünde bu destek var. Çeşitli pluginlerle beraber gelen programda birisi size mesaj  yazmaya başladığı anda uyarılıyorsunuz, hem de “you feel a disturbance in the force” (Tr “güçte bir dalgalanma hissediyorsunuz” – Star Wars) uyarısıyla. Son olarak programda GTK tema desteği de olduğunu belirtip sıradaki güzide programımıza geçelim.

TOR

Tor’un sistematiğinden pek bahsetmeye niyetim yok ancak size internette anonim bir şekilde gezmenizi sağladığını ve herhangi bir ağda sistem yöneticinizin izin vermediği sitelere girme özgürlüğü sağladığını, girdiğiniz bu sitelerin IP’nizi sanki Almanya, Papua Yeni Gine veya Çin’deymişsiniz gibi gördüğünü ve ayarlarını yaptığınız takdirde MSN ve diğer ağlara girebilen üstte bahsettiğim programlarla MSN’in vs yasaklandığı yerlerde de arkadaşlarınızla mesajlaşabileceğinizi söylesem yeterli olur sanıyorum.

Tor kurulumu için (kaynak) öncelikle Vidalia bundle’ını indirip ikisini kuruyoruz. Yani Privoxy veya Torbutton kurmuyoruz. Şu adresten Windows için “Bundle” olanını indirdikten sonra kuruyor ve Firefox’a da Foxy Proxy eklentisini kurup yeniden başlatıyoruz. Başlangıçta Foxy Proxy’nin sorduğu “would you like to configure foxyproxy for use with tor?” -> “yes”, “are you using tor with privoxy or without?” -> “without tor”, “listening port” -> “9050″ ve “dns request through tor” -> “yes” deyip Firefox’u yeniden başlatıyoruz.

Artık Foxy Proxy sayesinde Tor üzerinden internetteki yasaklı sitelere, bulunduğunuz ağda sistem yöneticiniz tarafından yasaklanmış olan sitelere vs girebileceksiniz. Durum çubuğundaki Foxy Proxy simgesine sağ tıklayıp tüm URL’ler için kullan, sadece belirlenmiş şablonlar için kullan ve tor’u tamamen iptal et seçeneklerini seçebilirsiniz. Eğer sadece kimi sitelere girmek için kullanacaksanız belirlenmiş şablonlar için… diyoruz ve seçeneklerı tıkladıktan sonra boş alanda çift tıklıyoruz. Şöyle bir ekran bizi bekliyor:

Örneğin ben burada önce şablonuma “youtube” ismini verdikten sonra *youtube* diyerek içinde youtube bulunan bütün URL’lere tor üzerinden erişmek istediğimi bildiriyorum.

Bu işi becerdikten sonra aklıma gelen ilk şey “madem Tor sistemimize kurulan bir vekil sunucu, internete çıkan diğer programlara da bu vekil üzerinden bağlantı sağlayamaz mıyız?” oldu. Bunun için her ne kadar sadece ilgili programın ayarlarından vekil IP’si 127.0.0.1 , port’u da 9050 olacak şekilde ayar yapmak yeterli gibi gözükse de değil. Çünkü Tor SOCKS kullanıyor ve Digsby veya Opera İnternet Gezgini’nde SOCKS olarak vekil atayamıyorsunuz. Bu durumda MSN veya üstte özelliklerinde bahsettiğim ağlara izin verilmeyen bir durumda da bağlanmak için Pidgin‘in genel ağ ayarlarına veya sadece o hesapla ilgili ağ ayarlarına girip üstte bahsettiğim parametreleri (IP: 127.0.0.1, port: 9050, SOCKS5) girerseniz nurtopu gibi anlık iletileriniz olur.

Bu şekilde basit de olsa bir çok sistem yöneticisinin bile bilmediği gayet kullanışlı yöntemler öğrenmiş olduk. Amaç başka yerlerden karşılıksız bulduğumuz bilgiyi paylaşmaksa bunu yapabildiğimi umarım. Anlaşılmayan konularda yorum gelirse cevaplamaya çalışırım. Bir sonraki blog girdisinde görüşmek üzere.

Yabancı tabiriyle “geek”, “nerd”, Türkçesiyle -tam karşılamasa da- inek olmak, “noobie”lik, “fanboy”luk… bunlar karışık işler :) . Misal geçtiğimiz günlerde bu geek’leri nerd’leri bir heyecan sardı geçti. Ben de bu arkadaşlara dahil miyim orası şüpheli ancak tarayıcı (web browser) savaşlarını kızıştıracak bir hamle beni de sıkı bir internet kullanıcısı olarak mutlu etti ve heyecanlandırdı itiraf etmeliyim. Özellikle de hamlenin Google’dan geldiğini düşünürsek!

Hatırlayanlarınız için vakt-i zamanında Microsoft’un Internet Explorer’ı varken ona rakip olan Netscape Navigator şüphesiz önemli bir alternatifti. Daha sonralarda gelen Firefox; eklenti sistemi, sekme özelliği ve daha bir çok kullanışlı yönüyle ilk etapta pazar payı olarak olmasa da kullanışlılık ve işlevsellik olarak Internet Explorer nam -hantallığı, kullanışsızlığı, standartlığı, Windows’la öntanımlı gelip bu işten anlamayanların bir tek o var zannedip kullanması vb olumsuzluklarla benim devlet dairesine benzettiğim- tarayıcıyı silip süpürdü. Pazar payı olarak da sürekli bir gelişim gösteriyor; sanıyorum %30 küsürlere falan ulaşalı epey oldu. Şu an tarayıcı pazarındaki durum tabi tam kesinlikle belirlenemez ancak genelde verilen rakamlara bir göz atıldığında durumla ilgili bir kanıya varılabilir. Meraklısına şöyle bir site önerebilirim.

Son olarak bahsettiğimiz hamle Google’dan gelen web tarayıcısı Chrome (tr. krom) oldu. Çok da ani oldu, şahsen çıkmadan önceki gece adını duydum bir sonraki gece de indirdim. Ayrıca orasını burasını kurcalarken de bir kaç saat geç yatmama neden oldu kerata :) . Neymiş ne değilmiş derken 2 gün içinde(!) Win XP için gelen ön tanımlı temasının farklı renkleri bile çıktı (sizi mahrum bırakacak değilim elbet). Henüz sadece Windows XP ve Vista için piyasaya sürülen ancak Linux ve Mac’ler için de halen geliştirildiği ve yolda olduğu açıklanan Google Chrome’un mümkün olduğu kadar ayrıntılı bir son kullanıcı incelemesini yapalım bugün. Ve uzun bir “blog orucu” arasından sonra blogumuza da kaldığımız yerden devam edelim :)

Nedir, ne değildir? Yenir mi?

Öncelikle şunu belirtmek lazım, Google bir yazılım çıkarıyor ve Microsoft(!), Mozilla(!) ve Opera’nın(!) CEO’ları açıklama yaparak bir nevi “korkmuyoruz, burdayız, negzel hem rekabet de kızıştı ekiekieki” mealinde bir açıklama yapıyor. [Bir Fenerbahçeli olarak ben bunu aynen bizim yöneticilerin bir futbolcu veya teknik direktör gönderilmeden hemen önce "Bilmemkimin arkasındayız, kendisi görevinin başındadır" şeklindeki; aslen "biz de farkındayız takıma yarardan çok zararı var ama taraftar rahat olsun suyu ısındı" diye Türkçeye çevrilebilecek açıklamalarına benzettim :) ) ] Dolayısıyla bunu da Türkçe’ye “3,5″ şeklinde çevirebiliriz sanırım :)

Açık kaynak bir yazılım olan Chrome’u kurmak için yaklaşık 400kb’lık bir kurulum dosyası indiriyorsunuz ve ondan sonra gerekli dosyaları o indirip kurarak kurulumu yapıyor. Yani kurmak için internet bağlantısına ihtiyacınız var. Kurulum indirmeler dahil bir dakikanızı ya alır ya almaz. Pratik. Kurulum esnasında önceki kullandığınız tarayıcınızdan verilerinizi de alıyor (olumlu mu olumsuz mu tartışılır ancak bunu da başarıyla yapıyor). Firefox’tam tüm yer imlerimi, parolalarımı vs ne bulduysa söktü aldı, hatta yer imi araç çubuğundakileri de aldı kendi “yer imleri çubuğu”na ekledi, her şeyi hazır bir halde önüme koydu.

Chrome’u ilk gördüğümde “evet gtalk’un tarayıcı versiyonu” dedim, ilk gözünüze çarpacak olan şey sadeliği olacaktır. Üzerinde sadece adres çubuğu (omnibar; ondan da söz edeceğiz birazdan), bu çubuğun solunda 3 düğme, sağında 2 düğme, sekme çubuğu. Bitti, bu kadar. Menü çubuğu ve durum çubuğu da yok; bunun yerine linkin üzerine geldiğinizde veya herhangi bir sayfa yüklendiğinde vs sayfanın sol altında o anki işlemi belirten yarım satırlık geçici bir alan beliriyor. Menü yerine de adres çubuğunun sağında sayfa ve araç menüsü niyetine iki adet düğme var. Genelde görünüşüyle ilgili yorumlara bakacak olursak ekşi sözlük‘te kendisinin “F11 etkisi”ne (F11: genelde tarayıcıları tam ekran görünümüne getiren tuş :) ) maruz kalmış gibi durduğu belirtilmiş. Tamamen katılıyorum. Hatta yer imleri çubuğunun bile sürekli görünmesini engelleyip sadece yeni sekme açtığınızda görünmesini sağlarsanız ortada pek az şey kalıyor. Ben bütün günlük ziyaret ettiğim siteleri yer imi araç çubuğundan takip eden biri olarak çözünürlüğü pek de yüksek olmayan iş bilgisayarımda bu yer imi çubuğunu yeni sekmede göstertip orada orta tıkla istediklerimi açıyorum, bir satır bir satırdır. Yerden tasarruf ve sadelik çok önemli. İşte Chrome bunu gayet layıkıyla yapıyor. Arayüz XP’de mavi renkle geliyor ve Vista’da da Aero’ya uyumlu, ve esas orada çok şık durduğunu belirtmeliyim. Özellikle “simge durumuna küçült” butonunun hemen solundaki küçük Google logosu cam deseni üzerinde harika durmuş.

Bunun yanında görünümle ilgili yapabildiğiniz özelleştirmeler anasayfa butonu ve yer imleri çubuğunun ekleyip kaldırabilmekten ibaret. Menülere bir göz atacak olursak:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sürat, performans

Öncelikle Chrome’un Ajax gibi teknolojilerle donatılmış yeni nesil internet uygulamaları konusunda performanslı olduğunu belirtelim. Tarama motoru (rendering engine deniyor, Türkçesi için tavsiyelere açığım) olarak da webkit kullanıyor (çeşitli testler için ==> link1, link2). Google’un internetin yeni nesline bakış açısını bu performans değerleri ve internet sitelerinin kısayollarını masaüstüne program kısayolu gibi atıp çalıştırmamızı sağlayan işlevinden de anlıyoruz (işin Firefox boyutu için Prism isimli eklenti). Bunu yapmak için herhangi bir sitedeyken sayfa menüsünde (adres çubuğunun hemen sağındaki buton) “uygulama kısayollarını oluştur” deyip kısayolun konumunu seçmemiz yeterli. Bundan sonra gerek Google Office, gerek Gmail veya herhangi bir sitenin uygulamasını masaüstü kısayolundan tıklayarak adres çubuğu veya herhangi bir buton taşımayan gayet sade -ötesi- bir tarayıcıyla çalıştırabileceksiniz.

Programın genel açılış, kapanış, sayfa yükleme, script vs çalıştırma performansı (AMD64 3000+ 1800mHz, 1,5gb DDR RAM ve Celeron 1500mHz, 512mb RAM donanımlı iki bilgisayar olmak üzere) ÇOK ÇOK BAŞARILI! Başka diyecek bir şey bulamıyorum, bildiğiniz hızlı yani. Benim performans açısından yaşadığım tek sorun çok fazla flash içeren sayfalarda bir kaç kere hantallaşması ve çökme eğilimi göstermesi oldu, ancak sekmeleri kapatınca işime kaldığım yerden devam edebildim. Ayrıca yeri gelmişken belirtelim Chrome’un sekmelere bakışı da diğer tarayıcılardan biraz farklı, diğer tarayıcılar gibi tüm sekmeler aynı process’in bir parçası değil her biri ayrı ayrı process’ler, dolayısıyla herhangi bir sekmenin çökmesi durumunda bunun diğer sekmeleri etkilemeyeceği öngörülüyor (evet öngörülüyor çünkü yazılım henüz beta olmasına rağmen benim başıma böyle bir şey gelmedi). Ayrıca sekmeleri tutup sürükleyerek ayrı bir pencere haline getirebiliyor, sekmeleri birden fazla Chrome penceresi arasında taşıyabiliyor, yer değiştirebiliyorsunuz vs vs. (resimde havada duran sekmeye dikkat)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genel Kullanım, Özellikler

Chrome’da yeni sekme düğmesi Internet Explorer 7′de olduğu gibi sekme çubuğunda, en son açılmış sekmenin sağ tarafında. Yeni bir sekme açtıysanız en sağda açılıyor haliyle, ancak bulunduğunuz sayfada bir linki yeni sekmede açarsanız (sağ tık-> yeni sekmede aç veya orta tık veya linki tutup sekme çubuğuna sürükleyerek) bulunduğunuz sekmenin en sağında açıyor. Kapatırkense en sağdaki sekme kapanırsa haliyle bir soldakine, diğer sekmeleri kapatırsanız da bir sağdakine geçiyor, gezinme sıranızı -Firefox gibi- hatırlamıyor. Açtığınız yeni sekmede en çok ziyaret ettiğiniz siteler, en son yer imleriniz, o oturumda kapattığınız sekmeler ortaya saçılıyor(!) ve geçmişinizde arama yapabilmeniz için bir de arama kutusu var.

Chrome’un indirme yöneticisi destekleyen sitelerde indirmenize ara verme ve kaldığınız yerden devam etmeyi destekliyor ancak iptal olmuş indirmeler için yeniden başlatma mevcut değil. Ayrıca indirilen dosyayı aç-çalıştır, içeren dizini aç gibi seçenekler de mevcut. Bunun yanında indirmenizi hangi sekmede yaptıysanız o sekmenin altında durum çubuğunun olması gereken yerde hız vs göstergelerle belirtiliyor, eğer indirme yaptığınız sekmenizi kapatırsanız indirmenizi görmek için araç düğmesinden İndirilenler’i (Ctrl + J) açmalısınız. İndirme yöneticisinin bir web sayfası şeklinde tasarlandığını hatırlatalım. Aynı şekilde Ctrl+H tuş kombinasyonuyla açtığınız Geçmiş de bir web sayfası şeklinde ve geçmişinizde arama yapmanıza da izin veriyor :) . Şu ana kadar verdiğimiz detaylarda Chrome’un sadece görünüm olarak değil işlevsellik olarak da ne kadar sade olduğunu fark etmişsinizdir. Fazla ayar yok, fazla buton yok, arama çubuğu yok, indirme yöneticisi ve geçmiş arayüz olarak web sayfası ve son derece sade, vs vs vs…

Google’ın Chrome’da “omnibar” adını verdiği adres çubuğu, işlevleri sayesinde arama çubuğunu ortadan kaldırmış. Ayrıca Safari’den bulunan ve Firefox’ta da LocationBar2 eklentisiyle sağlanan, site adresinin ana kısmını diğer kısımlardan kalın yazma özelliği de var. Eğer ayarlardan Google’a veri istatiğinizi tutması konusunda izin verirseniz adres çubuğuna bir şeyler yazdığında Google’ın tavsiyeleri beliriyor, yazdığınız metne benzer daha önce gezdiğiniz ve/veya yer imlerinizde olan siteler önünüze listeleniyor (Firefox’un 3 sürümünde de bu özellik var ve adres çubuğunun adı da “Awesome Bar”) ayrıca eğer bir site arama motorlarınıza dahilse o sitenin adı belirdikten sonra adres çubuğunun sağ tarafında “tab” diye bir işaret çıkıyor ve sekme (tab) tuşuna bastığınızda o sitenin içinde yapabiliyorsunuz.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ancak Ctrl+Enter’la yaptığımız www.***.com kolaylığını Firefox’taki gibi Shift+Enter’la www.***.net veya Ctrl+Shift+Enter www.***.org şeklinde kullanamıyoruz. Bu bence olmazsa olmaz bir şey ve ileriki sürümlerinde muhakkak Chrome’a ekleneceğini düşünüyorum. Bunun yanında Arama motorlarını yönetmek için Araç Butonu -> Seçenekler -> Temel bilgiler sekmesinde Varsayılan Arama başlığına bakabilirr….. veya kısaca adres çubuğunda sağ tıklayıp “Arama motorlarını düzenle…” diyebilirsiniz :) Yine adres çubuğunda o an bulunduğunuz sayfayı yer imlerine eklemek için en solda normalde Firefox ve Explorer’da favicon’un bulunduğu yerdeki yıldızı tıklayabilirsiniz, burdan o yer imini kaldırma, nerede tutulacağını belirleme gibi işlemleri de yapabiliyorsunuz ancak dediğim gibi bulunduğunuz sitenin faviconu görüntülenmiyor. Bu konuda en iyi çözüm Firefox’un sunduğu şekilde adres çubuğunun sağ tarafını kullanmak olsa gerek.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu arada Firefox’tan bu kadar bahsetmişken bazı arkadaşlar “Chrome’un en iyi özelliklerini Firefox’ta da kullanın” mealinde bir yazı yazmışlar: Şurdan.

Durum çubuğu ve yer imi çubuğundan bahsetmiştik ancak bunlarla ilgili bir kaç ufak ayrıntı daha verelim: Birincisi durum çubuğu o anki duruma göre altta solda belirip kayboluyor demiştik peki sayfanın o kısmını görüntülemek istersek ne oluyor, çok basit; durum çubuğunun üsütne geliyoruz ve o da kendini yavaşça Chrome’un dışına atıyor. 2.si de kısaca yer imleri çubuğunda ayraç kullanamıyorsunuz.

Az önce yeni sekme açtığımızda karşımıza saçılanlardan(!); sık ziyaret ettiğimiz sitelerden, geçmişimizden vs söz ettik. Peki kaçımız her yeni sekme açığımızda ziyaret ettiğimiz herhangi(!) bir sitenin o an yanımızda olan insanlarca görülmesini ister? Elleri göreyim :) . Şahsen ben istemiyorum, çünkü 18 yaşımı geçeli epey oldu ve gezdiğim her site başkalarını ilgilendirir diye bir şey yok. Chrome’un sıradaki özelliği “INCOGNITO“; yani tamamen gizlilik içinde, çerez (cookie) almadan, sayfa geçmişimizde kara bir leke olmadan [:p], kimliğimiz bilinmeden, Google’a veri göndermeden web sayfalarında gezinme özelliği. Google bunu “misal arkadaşlarınıza hediye alırken” diye suya sabuna dokunmadan çok güzel ifade etmiş [:))] ancak -linkini verdiğim- incelemelerden birinde bunu yazıp sonra üstünü çizip “porno sitelerde gezerken” diye düzeltmişler; çok güldüm :) ) Tamam daha fazla meraklandırmadan açıklayalım, sayfa butonuna tıklayıp (adres çubuğunun hemen sağındaki) “Yeni gizli sekme” diyor ya da kısaca Ctrl+Shift+N tuş kombinasyonunu kullanıyoruz ve sol üst köşesinde şapkalı bir “ajan” resmi olan, rengi normal Chrome renginden daha koyu yeni bir Chrome penceremiz oluveriyor (Vista’da Aero sebebiyle renk farkı yok), iyi gizli gezinmeler :) .

Chrome harici bir vekil sunucu (proxy) aracı barındırmıyor ve Araç butonu –> Seçenekler’de “Gelişmiş Seçenekler” sekmesinde “Proxy ayarlarını değiştir” dediğinizde karşınıza Windows’un İnternet Özellikleri penceresi geliyor. Yani Chrome’a sistemden bağımsız bir vekil tanımlayamıyorsunuz.

Her ne kadar web tasarımıyla pek işim olmasa, betiklerden (script) vs anlamasam da Chrome’da ilgililerinin hoşuna gidecek ufak bir kaç araç mevcut. Bunlara Sayfa menüsü butonu -> Geliştirici aracılığıyla ulaşabilirsiniz [gerçi geliştirici adam bulur zaten bunu ya neyse :) ] Bu menünün altında “Kaynağı görüntüle (Ctrl+U)”, “JavaScript hatalarını ayıkla (Alt+”) ” , “JavaScript konsolu”, “Görev yöneticisi (Shift+Esc) ” seçenekleri mevcut. Görev Yöneticisi’ni açarsanız Chrome’da hangi sekmenin ne kadar işlemci, ne kadar bellek kullandığını görebiliyorsunuz, böylece her hangi bir sekme sorun verdiğinde Windows’un görev yöneticisinde “chrome chrome chrome” şeklinde her sekmenin aynı isimli işlemleri arasında kendi sekmenizi aramak zorunda kalmıyorsunuz.

Son olarak Easter Egg denilen hadiseden bahsedelim ve Firefox’dan about:config’den yaptığımız ayarları ve adres çubuğuna about:mozilla yazınca çıkan sayfayı hatırlayalım. Chrome’da da buna benzer kimi işlevler var. Misal about:version’la tarayıcınızın sürüm ve benzeri bilgilerini, about:plugins’le yüklü plugin’leri, about:memory’yle de o an açık tarayıcılar ve Chrome’un sekmelerinin kullandığı bellek miktarını görebilirsiniz. Buna ilaveten about:crash’la Chrome çakıldığı zaman ekrana gelen sayfayı :) , about:internets’le de görmeniz için Chrome’u yüklemeniz gereken bir sürprizi görebilirsiniz ;) . Bunlar gibi bir kaç tane daha var, şu siteye bakabilirsiniz.

Acaba??

Google Chrome’un esas mevzularından birisi Web2, Ajax vs demiştik; bu sitelere örnek vermek gerekirse bir Meebo veya web üzerinden işletim sistemi olan Sun uygulaması Desktoptwo gösterilebilir. Bu sitelerde kendi içlerine dahil olan herhangi bir pencereyi (mesela Meebo’daki MSN pencerenizi) ayrı bir Chrome penceresi haline getirebilirsiniz, ancak bu aşamada enteresan bir şey oluyor ve yeni pencere Chrome’un içinde sadece başlık kısmı gözükecek şekilde en altta bir yerlerde kalıyor, ancak tıklayınca kendine geliyor. Önemli bir hata değil kesinlikle ancak aynı davranışı Chrome bir kaç popup’ta da yaptı, yani açılan popuplar sadece başlık çubukları en altta zar zor gözükecek şekilde kaldı. Tabi popup’ın gözükmemesi iyi de, madem göstermeyeceksin hiç açma değil mi :) .

Ayrıca Google’ın internet üzerinde hakimiyetini -son derece başarılı hamleler ve hizmetlerle- artırmasıyla birlikte “acaba Palpatine mi olduğu?” endişesi [ yaşasın Dark Side :) ] bu üründe de kendini gösterdi ve yazılımla birlikte imzalanan sözleşme ve Google’ın gerek bize site önermek ve/veya gerekse kimi bazı başka amaçlar için bazı verilerimizi “merkeze alarak” indekslemesi olayın tartışmaya açılabilecek boyutu ve internette bir süre boyunca popüler olacak bir konu.

-meli, -malı

Gelelim bu incelemede beta olduğunu bu kadar olumlu özelliklerinden sonra belirtmek zoruda kalmadığım Chrome’un kimi eksi veya eksik yönlerine…

Öncelikle biz bilinçli internet kullanıcıları (tevazu mu?? o ne??) Firefox’ta her istediğimiz şeyi yapabilmeye ve daha da güzeli istemediğimiz hemen her şeyi kaldırıp hali hazırda biraz ağır olan tarayıcımızı tamamen kendimize özelleştirmeye çok ama çok alıştık. İşbu halde sadeliğinden bu kadar dem vurduğumuz yazılımın kaç adet kullanıcısı olacaksa bu kullanıcıların her birinin de birbirlerinden tamamen farklı tarayıcı tercihleri olacaktır. Kimisi fare hareketlerinden (mouse gesture) ölse vazgeçmezken, ben yer imlerime her bilgisayardan, internetin her köşesinden erişmek isteyeceğim, bir başkası Youtube’dan video indirmeden yaşayamazken bu insanların ortak noktası sitelerde gereksiz miktarda bulunan, hem kota düşmanı hem işlemci ve bellek bazında performans yiyici abartı flash reklamlardan kurtulmak istemek olacak. Yani kesinlikle ve kesinlikle Firefox’taki gibi bir eklenti sisteminden bahsediyorum!! Gadget widget tool falan değil yani, bildiğiniz addon, extension. Hatta altını da çiziyorum bu yazdığımın, çizdim. Özellikle hazır Chrome açık kaynak bir uygulamayken (al işte Chrome’a sempati duymak için bir sebep daha!) Google bu yazılımın eklenti opsiyonunu geliştirici topluluğuna açmalı ve aynı ulu tarayıcımız Firefox’ta Mozilla’nın yaptığı gibi keyfini sürmeli.

Adsense’den sağlam ekmek yiyen Google için adsense reklamlarını da engelleyen bir reklam eklentisi mi?? Evet bana da garip geliyor ancak adsense gibi sade metin reklamları adamın kafasını baymazken(!) diğer flash reklamları engelleyecek bir şeyler olmalı, muhakkak olmalı! Eğer Google “adsense olmadan asla” diyorsa; bu işin ortayolu bu olur gibime geliyor.

Chrome’un zannımca en bariz, ancak başka yerde hiç rastlamadığım olumsuz yönüyse yer imleriyle ilgili. Firefox altında Foxmarks kullanan biri olarak (asosyal biri olarak sosyal yer imleri sistemi bana pek cazip gelmiyor nedense, sevmiyorum) Chrome tüm yer imlerimi bir çırpıda Firefox’tan almışken Google Bookmarks’a giriyorum ve hiç yer imim yok. Evet doğru yok ancak ben 500 tane yer imini Google Bookmarks’a teker teker elle mi gireceğim?! [Chrome sayesinde sosyal yer imlemeye razı oluyorum fark edenleriniz için :) ] Yok artık daha neler! Chrome nasıl yer imlerini diğer tarayıcılardan canavar gibi alıyorsa, Google aynı şekilde Chrome’a bu yer imlerini internetin her bucağında Chrome yüklü olsun olmasın her bilgisayarda kullanılabilecek şekilde Google Bookmarks’a ekleyen bir araç eklemeli kesinlikle.

Aynı zamanda her ne kadar Google, Reader gibi bir hizmetle RSS olayında yardımımıza koşsa da, aynı Firefox gibi entegre bir RSS takip edicisini de muhakkak sunmalı, yer imleri çubuğunda onun için yerimiz hazır merak etmesinler.

Aynı şekilde Google, arama motoru dışında en başlıca hizmeti eposta (GMail) olsun, takvim olsun, dokümanlar olsun, yerimleri olsun, anlık mesajlaşma (GTalk) olsun bütün bu hizmetleriyle entegre çalışmayacaksa Chrome’un başından Google ibaresini paşa paşa kaldırmalı [Erman Toroğlu geçti lan sanki kapının önünden?? Hıncal mıydı yoksa; ammaaan neyse zaten "Federer adam, Phelps de yüzücü değil" boşverin gitsin ;) ]. Belki ilk anda abartı gibi gelebilir ancak bugün Firefox’tan, Digsby’den, masaüstündeki kıytırık widget-gadget’tan GMail hesabımdaki postalarımı istediğim süre aralığında otomatik olarak kontrol edebiliyorsam esasında bunları yapabilmem gereken ilk yer Google’ın kendi tarayıcısıdır. Aynı zamanda takvimdeki uyarılarla ve dokümanlarla da ilgili entegrasyon en azından eklenti ile dahi olsa sağlanmalıdır. GTalk’sa en başından beri beta kalmış ve Chrome’un sonunun da kendisi gibi olmamasını dilediğimiz, sadelik konusunda hantal Windows Live Messenger’ın sonuna kadar örnek alması gereken (tabi ne demezsin! Microsoft’tan bahsediyoruz; pratikliği, işlevselliği gördüğü yerde arkasına bakmadan koşa koşa kaçan Microsoft’tan) GTalk’tan. Google Chrome, yine en azından eklenti düzeyinde de olsa GTalk’la kesinlikle entegrasyon sağlamalı ve esasında çok işe yarasa da geliştirme bazında resmen unutulmuş gibi duran(!) bu projeyi de yakaladığı rüzgarla kendisi gibi iyi yerlere sürüklemelidir.

Durum

Genel durumu eksi/k kısımlardan başlayarak kısaca özetleyecek olursak, bir kaç ufak hata tabii ki bıraktığı bütün olumlu izlenimlerin yanında Google’ın rahatlıkla üstesinden gelebileceği işler, yeter ki Chrome’u öksüz bırakmayıp geliştirmeye devam etsinler. Eksiklere gelince, Google her ne kadar Chrome’la bir kere daha ifade ettiği üzre İnternete bakışını çevrimiçi ve site üzerindeki uygulamalara kaydırsa da, özellikle kendi servisleri başta olmak üzere bunların Chrome’la entegrasyonunu kesinlikle sağlamalı ve bunu herkes istemeyebileceği için eklentilerle yapmalı. Eklenti olayına da ilk olarak kendi resmi eklentileriyle başlamaları topluluk desteği açısından olumlu olacaktır. Bu tarz bir bakış açısı hem tarayıcının sadeliğinden bir gram dahi kaybetmemesini, hem de isteyen kişilerin sık kullandıkları Google servisleriyle tarayıcılarını istedikleri şekilde işlevsel bir biçimde özelleştirebilmelerini sağlayacaktır. Açık kaynak bir yazılıma yakışacak olan da tam anlamıyla budur.

CHROME!!! ÖLÜLERİ SAY!!! KAİJERAKAİJERAYAAAAAAAAAAA!!!!!!!!!!!!!!!

İlk çıktığı zamanlardan beri Pardus kullanıcısı olan ben; kimi bazı durumların üst üste gelmesi ve bunların da hep yeni sorunlara tekabül etmesinden dolayı son dönemlerde geçici olduğundan emin olduğum bir biçimde bu yerli pisicikten soğumuş bulunuyorum. Pardus 2008’de gelecek olan Delta Paket sistemi ve benzeri yeniliklerle umuyorum yeni sürüm adını hak ettiği bir biçimde “yeni bir sürüm” olacak ve kimi sorunlarıma derman olacak.

Geliştiricileri veya profesyonel amaçla spesifik yazılımlar için bilgisayar kullanan kullanıcıları bir kenara bırakacak olursak bir son kullanıcının bilgisayardan ve işletim sisteminden istedikleri herhalde öncelikle her işin başı olduğu üzre donanımları doğru ve düzgün, işlevlerinin hepsini yerine getirecek bir şekilde tanıması, internette gezinmeye, iletişim programlarını -mikrofonuyla webcam’iyle- verimli bir şekilde kullanmaya müsaade etmesi, ses sisteminden performanslı bir şekilde (ekolayzır vb hadiseler) müzik dinletmesi, “kodek modek” derdine düşürmeden film seyrettirmesi, ofis işlemleriyle beraber, bilgisayarın kendi bakımı ve özelleştirmesiyle de ilgili işlemleri kolaylıkla yaptırması ve ilaveten görsellik vb gibi hadiselerle de kullanıcıyı kendinden soğutmayacak bir şekilde gözlerini ve kişisel zevkini de düşünmesidir.

Bu alt başlıklar çerçevesinde Windows, Linux ve yerli bir Linux dağıtımı olan Pardus açısından bu durumları kendi açımdan inceleyecek ve bilgisayarımın son durumundan bahsedecek olursam eğer:

Pardus’un donanım olarak herhangi bir eksiği olmamakla beraber Linux altındaki en büyük sorunlardan birisi olan (kimi Linux forumlarında “USB Modemimi nasıl kurarım?” diye soranlara “Yeni bir Ethernet adsl modem/router satın alarak!” diye cevap verildiği vakidir) USB Modem ihtiyacımda da sorun çıkarmaması Ubuntu’yu sırf piyasada daha yaygın olması ve Apt paket sisteminden dolayı her şekilde Pardus’tan üstün görenlerle beni kimi hususlarda çelişkiye itiyor. SmileAdsl’den “keşke şansıma Philips düşse” diyerek aldığım bağlantının Inca modemle gelmesi ve bu modemin de geçtiğimiz günlerde ikinci kez perte çıkar bir biçimde arızalanması sonucu daha önce Eskişehir’de Ethernet Router’ımıza yıldırım düştüğünden(!) sadece 15 gün kullanmak için 45 liraya almak durumunda kaldığım Pikatel USBMAX marka yedek modemimle idare etmek durumundayım; tam diskimde gerekli boş alanları ayarlayıp yeni monitörümle Ubuntu-Gnome deneyimlerimi ve Mac arayüzü özlemimi giderecekken Ubuntu ve USB Modem uyuşmazlığı yüzünden Ethernet modemimin tamirini beklemek durumunda kaldım.

Pardus’un Ubuntu’ya kıyasla eksiği de NTFS diskleri direkt tam olarak yazma desteğiyle görmemesi sonucu kimi zaman problem çıkarabilmesi; ki ben NTFS diskler konusunda Ubuntu’da da sorun çıkarabilmiş bir insanım, orası ayrı.

Film seyretme olayına gelince uzunca bir süredir en sık yaptığım aktivite bu; tabii her ne kadar güzel vakit geçirtse ve kültürel bir şey olsa da kalkıp sinemaya gitmediğim-insan arasına karışmadığım için aktivite denir mi denmez mi orası meçhul. Pardus’ta da bu hususta son sürümde bir sorun yaşıyorum, Pardus normalde Windows’taki gibi birlikte gelen beceriksiz medya oynatıcısı yüzünden sonradan başka programlar kurmadan, “codecpack” vs eklemeden-yüklemeden her tür videoyu açabilme yetisine sahip; zira söz konusu video dosyaları olduğu zaman Kaffeine, MPlayer, KMPlayer üçlüsüyle gayet donanımlı bir şekilde geliyor kendisi. Ancak son sürümünde ekran kartı sürücülerinin ATI tarafından AIGLX destekleyecek bir şekilde gelmesinden kaynaklı olabilecek bir sorun yaşıyorum Kaffeine’de. Sorun görüntünün satır satır gelmesi ve bu izlerin belirgin olması dolayısıyla kalitesiz görüntü; aynı sorunu Ubuntu altında Kafeine kurduğumda da yaşamıştım (totem sadece video oynatıyor ancak tek yaptığı iş bu ve video oynatmak sadece video oynatmak değildir; hele ki divx’lerin “Streaming Media”ların ve altyazıların uçuştuğu bu ortamda; dolayısıyla herhangi bir işe yaradığını düşünmüyorum, Linux altında tanıştığım en düz program diyebilirim kendisi için) ancak Xine motorunu kaldırıp yeniden kurmak derdime derman olmuştu ama şimdi bu sonucu alamıyorum; dolayısıyla Pardus 2007.3’ten itibaren ne yazık ki en çok yaptığım işi Windows’ta yapmak durumunda kalıyorum; hani şu beğenmediğim(!). Compiz’i aktif pasif kılmak da bir yarar getirmiyor, video takılıyor ve satır satır kalitesiz bir şekilde görüntü alıyorum.

Windows’sa her ne kadar kendisini çeşitli konularda yeteneksiz bulsam da piyasa desteği ve yaygınlığın meyvesini çok sağlam bir şekilde alıyor ve BSPlayer her sorunumu şıp diye çözüyor; BSPlayer’ı tanıdığım günü film keyfim için Milat olarak belirledim diyebilirim, özelleştirilebilirliği ile sürüm 1.37’sini ilk zamandan beri memnuniyetle kullanıyorum (sonraki sürümler Savenow vs zararlı yazılımlar içeriyor).

Nedense bu sürüme kadar yaşamayıp yeni yeni ortaya çıkmış bir diğer sorun da DVD yazıcımın DMA moduyla ilgili, her seferinde kopyalama yaptığım diski ext3 biçimlendirsem de K3B’yle yaptığım DVD yazma işlemleri 25-30 dakika gibi kabul edilemez bir süre tutarken aynı DVD’leri Windows’ta 6-7 dakika gibi makul bir sürede yazabildim. Normalde yapmasına rağmen bu yazımlarda K3B beni DMA moduyla ilgili olarak uyarmadı ve sistemimde bir sorun olmadığını söyledi.

İlaveten ATI’nin bir başka beceriksizliği yüzünden şu ana kadar en kolay ve zevkli kullanımını Pardus’la yaşadığım FlyVideo TV kartımın da artık Pardus’la çalışmadığını söylemeliyim, bir kaç başka program daha indirmeme rağmen bir türlü sağlıklı görüntü alamadım, Compiz açık veya kapalı fark etmiyor, TV görüntüsü alamıyorum. Yarın öbür gün almayı düşündüğüm uydu kartını alınca ne olacak merak içerisindeyim, umarım sorun çıkarmaz. Çünkü dikkat edilecek olursa şu ana kadar saydığım işlemler son kullanıcı için; en azından benim için olmazsa olmaz işler ve eğer Pardus’u ilk seferinde bu sistemle denemiş olsaydım kesinlikle bir daha geri dönmezdim, çünkü şu an gerek donanımım gerekse de bu donanımın Pardus’la uyumu yüzünden yapabildiğim en önemli iki şey internette gezinmek ve müzik dinlemek; ancak ben bu iki işlemi de cep telefonumda -aynı kalitede olmasa da- zaten yapabiliyorum..

Bunun yanında yine ATI’nin beceriksizliği ve ekran kartı sürücülerine Linux tarafında gereken özeni göstermemesi dolayısıyla performans sorunlarından birisi de özellikle Firefox’ta sayfa kaydırırken ortaya çıkıyor ve takılmalar oluyor; günde en çok yaptığınız işlerden birisi internette gezinmek olunca inanın bu problem çok can sıkıcı. Üzerine bir de KDE’nin sevmediğim görünümü eklenince Pardus 2008 her yeni sürümünü beklediğim gibi yine Pardus’u beklemek ve yeni bir başlangıç yapmak için çok güzel bir sebep; her ne kadar en azından 2008’in ilk yarısında geleceğini hiç düşünmesem de güzel ve radikal işlevsel ve görünümsel değişiklikleriyle KDE4 de açık konuşmak gerekirse Pardus’tan daha heyecanla beklediğim bir diğer Linux gelişimi. İşin -görünümünü her zaman KDE’den daha derli toplu, ciddi ve şık bulduğum- Gnome tarafındaysa yine devreye Ubuntu girecek elbet ve her ne kadar yakın zamanda Gnome 3 (aka. Topaz) ile KDE4 kadar etkili bir değişim beklemesem de bu şimdiden ilk fırsatta Ubuntu kurup Gnome’la çılgın atmak fırsatını etkileyecek bir durum değil. Tamamen konu dışı olmak üzere son Firefox güncellemesinden sonra artık Pardus altında da profile Manager’ı çalıştırabiliyoruz ve ben Linux masasına yazmayı iki haftadır planladığım ve iş durumu-yoğunluk yüzünden; sitenin bakımda olmasını da fırsat bilerek ertelediğim Firefox nimetleri başlıklı yazımı artık hazırlamaya koyulmalıyım; en azından birkaç gün içinde :) .

Esenlikle..

Powered by ScribeFire.

Pardus’un bu son versiyonuyla beraber (2007.3 Lynx Lynx) genel paket güncellemeleri dışında kurulum esnasında sorulacak soruları ve gerekli ayarları baştan sorup ardından kullanıcıya kurulum esnasında bilgisayarı bırakıp gitme olanağı tanıması gayet hoş bir düşünce, bunun dışında henüz çok fazla yenilik görememekle beraber, pardus kurulumumdan sonraki özelleştirmelerimi bir nevi kurulum ertesi yapılacaklar listesi şeklinde buraya aktarmaya karar verdim. Zira bugünlerde bilgisayar konforuma ve kişisel ayarlarıma delicesine düşkünlüğüm yüzünden gerek işletim sistemimi (USB diske Slax ve Pardus kurulumu) gerekse de kullandığım programların özelleştirdiğim hallerini (Windows altında çalışan Portablapps) ya yanımda taşımak ya da herhangi bir bilgisayara tam anlamıyla bağlı olmamak adına gerektiğini düşündüğüm dosyalarımı, bilgilerimi, ayarlarımı vs internette bulundurmak sonradan fark ettiğim üzere çok önemli bir konu.

Bu arada Pardus kurulumuma tam olarak 3:33 PM’de başladığımı ve Pardus CD’mi sürücüden çıkarttığında saatin 4:03 PM olduğunu belirttikten sonra listeme geçiyorum.

~PARDUS KURULUM ERTESİ~

Kaptan’la işimiz bittikten hemen sonra;

Pisi
-contrib depo ekle
-önbellek aç
-pisibul (gelişmiş görünüm ve uyarıları kapat, playground aktive et)
-dolphin (önizleme boyut ayarları)
-kdm-themes
-ati-drivers
-compiz-fusion

-konsol’da aticonfig –initial komutu verilecek, olmazsa önceki kurulumdan alınmış yedek xorg.conf ayarları yeni xorg.conf’a aktarılacak-xorg.conf’ta “composite” “enable” komutu ve renk derinliği 24 bit

Firefox
-yerimi araç çubuğu vs görünüm ayarları
-about:config’den “pipelining” açılacak
-foxmarks, webmail notifier, scribefire, adblock plus, flashgot, image toolbar, tiny menu, fast video download, video download helper eklentileri

Tasma
-simge odaklaması iptal
-açılışta NumLock açılacak
-yazı tipleri 2′şer boy küçülecek
-simge, splash, kdm, stil, fare görünümleri

Masaüstünde kullandığım panellerin oluşturulması ve ayarlanması – programlarım için bir ve dizin kısayollarım için birer panelKonqueror-resim, pdf ve sıkıştırılmış dosyaların ilgili programla açılması…

…gibi ayarlarla beraber tam kişiselleştirmesi yapılmış bir Pardus benim gibi bu konuda çok titiz bir insan için 3-3,5 saati buluyor ki bu işlemlerin program kurulumları vs ile beraber Windows XP için bir tam günümü(!) aldığını belirtmezsem ayıp etmiş olurum.

Powered by ScribeFire.

Daha önceden benim de girip kimi tabları incelediğim ve sonradan sadece yanlış olan tab dosyalarını düzenleyip doğru olarak yeniden yüklemek için kullandığım [ :) ] bir gitar sitesinde aslında ritim gitar hariç çoğu yanlış olan ve neredeyse spesifik hiç bir notayı doğru tutturamamış ve kimi yerde yürüdüğü gamı bile şaşırmış bir Guitar Pro tabının harika yorumlar aldığını görmek gerçekten sadece yazının başlığını hatırlatıyor insana.. Mevzubahis sitenin kimi zaman Firefox’la çalışmayıp 3 gündür yüklediğim tabı kontrol edip yayınlayamaması da ayrı bir güzellik(!)

Bu arada o siteye yükleyemediğim ve internette bulamadığım bir kaç -görece basit- tabı da bir şekilde yükleyip linkleri buraya vermeyi düşünüyorum, bakalım..

Esenlikle..