İlk çıktığı zamanlardan beri Pardus kullanıcısı olan ben; kimi bazı durumların üst üste gelmesi ve bunların da hep yeni sorunlara tekabül etmesinden dolayı son dönemlerde geçici olduğundan emin olduğum bir biçimde bu yerli pisicikten soğumuş bulunuyorum. Pardus 2008’de gelecek olan Delta Paket sistemi ve benzeri yeniliklerle umuyorum yeni sürüm adını hak ettiği bir biçimde “yeni bir sürüm” olacak ve kimi sorunlarıma derman olacak.
Geliştiricileri veya profesyonel amaçla spesifik yazılımlar için bilgisayar kullanan kullanıcıları bir kenara bırakacak olursak bir son kullanıcının bilgisayardan ve işletim sisteminden istedikleri herhalde öncelikle her işin başı olduğu üzre donanımları doğru ve düzgün, işlevlerinin hepsini yerine getirecek bir şekilde tanıması, internette gezinmeye, iletişim programlarını -mikrofonuyla webcam’iyle- verimli bir şekilde kullanmaya müsaade etmesi, ses sisteminden performanslı bir şekilde (ekolayzır vb hadiseler) müzik dinletmesi, “kodek modek” derdine düşürmeden film seyrettirmesi, ofis işlemleriyle beraber, bilgisayarın kendi bakımı ve özelleştirmesiyle de ilgili işlemleri kolaylıkla yaptırması ve ilaveten görsellik vb gibi hadiselerle de kullanıcıyı kendinden soğutmayacak bir şekilde gözlerini ve kişisel zevkini de düşünmesidir.
Bu alt başlıklar çerçevesinde Windows, Linux ve yerli bir Linux dağıtımı olan Pardus açısından bu durumları kendi açımdan inceleyecek ve bilgisayarımın son durumundan bahsedecek olursam eğer:
Pardus’un donanım olarak herhangi bir eksiği olmamakla beraber Linux altındaki en büyük sorunlardan birisi olan (kimi Linux forumlarında “USB Modemimi nasıl kurarım?” diye soranlara “Yeni bir Ethernet adsl modem/router satın alarak!” diye cevap verildiği vakidir) USB Modem ihtiyacımda da sorun çıkarmaması Ubuntu’yu sırf piyasada daha yaygın olması ve Apt paket sisteminden dolayı her şekilde Pardus’tan üstün görenlerle beni kimi hususlarda çelişkiye itiyor. SmileAdsl’den “keşke şansıma Philips düşse” diyerek aldığım bağlantının Inca modemle gelmesi ve bu modemin de geçtiğimiz günlerde ikinci kez perte çıkar bir biçimde arızalanması sonucu daha önce Eskişehir’de Ethernet Router’ımıza yıldırım düştüğünden(!) sadece 15 gün kullanmak için 45 liraya almak durumunda kaldığım Pikatel USBMAX marka yedek modemimle idare etmek durumundayım; tam diskimde gerekli boş alanları ayarlayıp yeni monitörümle Ubuntu-Gnome deneyimlerimi ve Mac arayüzü özlemimi giderecekken Ubuntu ve USB Modem uyuşmazlığı yüzünden Ethernet modemimin tamirini beklemek durumunda kaldım.
Pardus’un Ubuntu’ya kıyasla eksiği de NTFS diskleri direkt tam olarak yazma desteğiyle görmemesi sonucu kimi zaman problem çıkarabilmesi; ki ben NTFS diskler konusunda Ubuntu’da da sorun çıkarabilmiş bir insanım, orası ayrı.
Film seyretme olayına gelince uzunca bir süredir en sık yaptığım aktivite bu; tabii her ne kadar güzel vakit geçirtse ve kültürel bir şey olsa da kalkıp sinemaya gitmediğim-insan arasına karışmadığım için aktivite denir mi denmez mi orası meçhul. Pardus’ta da bu hususta son sürümde bir sorun yaşıyorum, Pardus normalde Windows’taki gibi birlikte gelen beceriksiz medya oynatıcısı yüzünden sonradan başka programlar kurmadan, “codecpack” vs eklemeden-yüklemeden her tür videoyu açabilme yetisine sahip; zira söz konusu video dosyaları olduğu zaman Kaffeine, MPlayer, KMPlayer üçlüsüyle gayet donanımlı bir şekilde geliyor kendisi. Ancak son sürümünde ekran kartı sürücülerinin ATI tarafından AIGLX destekleyecek bir şekilde gelmesinden kaynaklı olabilecek bir sorun yaşıyorum Kaffeine’de. Sorun görüntünün satır satır gelmesi ve bu izlerin belirgin olması dolayısıyla kalitesiz görüntü; aynı sorunu Ubuntu altında Kafeine kurduğumda da yaşamıştım (totem sadece video oynatıyor ancak tek yaptığı iş bu ve video oynatmak sadece video oynatmak değildir; hele ki divx’lerin “Streaming Media”ların ve altyazıların uçuştuğu bu ortamda; dolayısıyla herhangi bir işe yaradığını düşünmüyorum, Linux altında tanıştığım en düz program diyebilirim kendisi için) ancak Xine motorunu kaldırıp yeniden kurmak derdime derman olmuştu ama şimdi bu sonucu alamıyorum; dolayısıyla Pardus 2007.3’ten itibaren ne yazık ki en çok yaptığım işi Windows’ta yapmak durumunda kalıyorum; hani şu beğenmediğim(!). Compiz’i aktif pasif kılmak da bir yarar getirmiyor, video takılıyor ve satır satır kalitesiz bir şekilde görüntü alıyorum.
Windows’sa her ne kadar kendisini çeşitli konularda yeteneksiz bulsam da piyasa desteği ve yaygınlığın meyvesini çok sağlam bir şekilde alıyor ve BSPlayer her sorunumu şıp diye çözüyor; BSPlayer’ı tanıdığım günü film keyfim için Milat olarak belirledim diyebilirim, özelleştirilebilirliği ile sürüm 1.37’sini ilk zamandan beri memnuniyetle kullanıyorum (sonraki sürümler Savenow vs zararlı yazılımlar içeriyor).
Nedense bu sürüme kadar yaşamayıp yeni yeni ortaya çıkmış bir diğer sorun da DVD yazıcımın DMA moduyla ilgili, her seferinde kopyalama yaptığım diski ext3 biçimlendirsem de K3B’yle yaptığım DVD yazma işlemleri 25-30 dakika gibi kabul edilemez bir süre tutarken aynı DVD’leri Windows’ta 6-7 dakika gibi makul bir sürede yazabildim. Normalde yapmasına rağmen bu yazımlarda K3B beni DMA moduyla ilgili olarak uyarmadı ve sistemimde bir sorun olmadığını söyledi.
İlaveten ATI’nin bir başka beceriksizliği yüzünden şu ana kadar en kolay ve zevkli kullanımını Pardus’la yaşadığım FlyVideo TV kartımın da artık Pardus’la çalışmadığını söylemeliyim, bir kaç başka program daha indirmeme rağmen bir türlü sağlıklı görüntü alamadım, Compiz açık veya kapalı fark etmiyor, TV görüntüsü alamıyorum. Yarın öbür gün almayı düşündüğüm uydu kartını alınca ne olacak merak içerisindeyim, umarım sorun çıkarmaz. Çünkü dikkat edilecek olursa şu ana kadar saydığım işlemler son kullanıcı için; en azından benim için olmazsa olmaz işler ve eğer Pardus’u ilk seferinde bu sistemle denemiş olsaydım kesinlikle bir daha geri dönmezdim, çünkü şu an gerek donanımım gerekse de bu donanımın Pardus’la uyumu yüzünden yapabildiğim en önemli iki şey internette gezinmek ve müzik dinlemek; ancak ben bu iki işlemi de cep telefonumda -aynı kalitede olmasa da- zaten yapabiliyorum..
Bunun yanında yine ATI’nin beceriksizliği ve ekran kartı sürücülerine Linux tarafında gereken özeni göstermemesi dolayısıyla performans sorunlarından birisi de özellikle Firefox’ta sayfa kaydırırken ortaya çıkıyor ve takılmalar oluyor; günde en çok yaptığınız işlerden birisi internette gezinmek olunca inanın bu problem çok can sıkıcı. Üzerine bir de KDE’nin sevmediğim görünümü eklenince Pardus 2008 her yeni sürümünü beklediğim gibi yine Pardus’u beklemek ve yeni bir başlangıç yapmak için çok güzel bir sebep; her ne kadar en azından 2008’in ilk yarısında geleceğini hiç düşünmesem de güzel ve radikal işlevsel ve görünümsel değişiklikleriyle KDE4 de açık konuşmak gerekirse Pardus’tan daha heyecanla beklediğim bir diğer Linux gelişimi. İşin -görünümünü her zaman KDE’den daha derli toplu, ciddi ve şık bulduğum- Gnome tarafındaysa yine devreye Ubuntu girecek elbet ve her ne kadar yakın zamanda Gnome 3 (aka. Topaz) ile KDE4 kadar etkili bir değişim beklemesem de bu şimdiden ilk fırsatta Ubuntu kurup Gnome’la çılgın atmak fırsatını etkileyecek bir durum değil. Tamamen konu dışı olmak üzere son Firefox güncellemesinden sonra artık Pardus altında da profile Manager’ı çalıştırabiliyoruz ve ben Linux masasına yazmayı iki haftadır planladığım ve iş durumu-yoğunluk yüzünden; sitenin bakımda olmasını da fırsat bilerek ertelediğim Firefox nimetleri başlıklı yazımı artık hazırlamaya koyulmalıyım; en azından birkaç gün içinde
.
Esenlikle..
Powered by ScribeFire.