Gezinimi atla

Etiket Arşivi: ubuntu

As I read the personal opinions and reviews of other Ubuntu users, I see that people are not satisfied as expected. Some old drivers are not working, some new problems start from out of nowhere, and improvements can not cover it all.

First of all, I’ve got an NTFS disk and I store my all my music, video and any other files on that disk. Whatever I did; expect one thing that I’ll soon write down, Ubuntu hasn’t mounted that disk at start. The simplest example, my wallpapers are on that disk, too. And everytime I start Ubuntu I see an orange colour screen until I open Computer and double click disk icon.

Solution is; first check tow packages if installed on your system (one comes installed as default actually); ntfs-3g and ntfs-config, than you need the program pySDM (which SDM stands for Storage Device Manager). After installing that program you need to select your disk from its interface and and click assistance.

After that you must select the checkboxes like this:

Your problem is solved; so does mine. (Source: MakeTechEasier)

I mentioned about problems, for example one thing I like very much in Ubuntu is screenlets. My screenlets just doesn’t run. Some people get some error messages like mine. But I couldn’t figure it out to start them. I re-installed (removed the configuration files also) it but it doesn’t work. It was just working on 8.10? What happened since then.

I insalled Gnome-do a few days ago. I don’t want it to start on boot, but it does. First I changed its settings to not to leoaad on startup. It still does. Then I opened “Startup Applications”, called “Başlangıç Uygulamaları” in Turkish. And unchecked it, nop. It didn’t work. So I removed it from my system.

Firefox does not upgrade to 3.5 from 3.0.* version.  Do not be surprised. You must install Shiretoko (which is I suppose codename for Firefox 3.5) then you can use your upgraded Firef.. Oops Shiretoko.

And at first times of Jaunty; one of my most loved apps, UbuDSL was not working. Because something changed in Ubuntu, it needed an upgrade from developer and then worked. It works like a charm now. Better then Windows or Pardus (does not have an interface but OK) version of similar programs.

Yesterday I selected and added nearly 100 wallpapers and when I reboot they were not on the wallpaper list. Something is going on with the Jackalope but I do not understand that.

If something just does not work like the previous version, I personally do not feel so into that version because of just trying to solve the problems.

Bir kaç önceki yazımda artık boot komutundaki tek parametre sayesinde Linux’suz geçen zamanların sona erdiğini söyledikten sonra bu işletim sistemlerinde mevcut durumumu, kişisel görüşlerimi yazacağımı söylemiştim. Sözümüzü tutalım.

Windows 7 Beta b7077

b7000′den 7057′ye güncelledikten sonra ekran kartım beni epeyce bir uğraştırdı, şu an yine catalyst veya ATİ’nin sürücülerini exe dosyasıyla kuramıyorum, Windows ekran kartımı Standart VGA graik arayüzü olarak görmeye devam ediyor?! GPU-z programıyla baktığımda Standart VGA olarak gördüğü için ekran kartının işlemci ve ram hızları da ayrı yarıya falandı?! Aero’yu açamıyordum, monitörümün çözünürlüğüne çıkamayıp ucubik bir eğri büğrü görünümle kullanıyordum bilgisayarımı. Ardından sürücüyü indirip içinde inf dosyalarını aratarak iki inf dosyasından birindeki listeden ekran kartımı seçtim ve Voila! Artık ekran kartımı kullanabiliyorum. Bunu dışında Windows 7′la ilgili önceki yazılarımdan birinde yaptığım inceleme dışında bir şey yok. Kararlı, görsel olarak güzel, işlevsel, superbar’ına bayıldığım, SORUNSUZ kullandığım bir sistem. Evet, tek kelimeyle SORUNSUZ!
Tek ufacık pürüz girişte bağlantı numara çevirici açılınca otomatik bağlanmayıp benim bağlan demem ama onun da kolaylığı vardır, araştırmadım; gerek duymadım.

Ubuntu 9.04 Jaunty Jackalope

Bir önceki yazımda anlattığım kadarıyla kurulumu son derece çabuk ve sorunsuz geçti. Ama sorunsuz olan kurulumdu ne yazık ki.

Ubuntu’nun bu yeni versiyonunda Ext4 dosya sistemi sayesinde açılış gerçekten hızlı. Eğer 8.10′dan güncellerseniz bir fark hissetmeyeceksiniz yalnız baştan söyleyeyim.
Sorunlarım tabii ki saçma donanımlarımla ilgili. Normalde USBmax modemim Linux desteğini bırakın adını dahi duymamış olsa da Ubudsl isimli program sayesinde otomatik bağlantı dahil her şeyi hallediyor ve Windows’tan az farkla daha pürüzsüz bir USBmodem kolaylığı sağlıyor..

..du ki nedense Ubudsl’in kurulumunda oluşturması gereken config dosyasını oluşturmamaya ardından da balşangıçta panel applet’i Ubudsl daemon çalışmıyor, önce onu çalıştırın demeye başladı, işimizi yokuşa sürdü yani.

İkinci problem de yine Linux’la arası gayet iyi olan ve bana yıllardır lanet okutturan pek sevgili ATİ(!). Son sürücüsüyle Compiz aktifken film oynatırkenki o yanıp sönmeleri titremeleri sona erdirmişler sağolsunlar. Şimdi direkt kilitleniyor makine, compiz’i kapatmak lazım yoksa dediğim gibi hiç bir şey yapamıyorsunuz; kasadan Reset atmaktan başka.

Bir de yeni tip sistem uyarıları getirmişler, onlar da gerekliydi ve gayet güzel de olmuş. Bunlar dışında çok büyük değişiklikler yok.

Pardus 2008.2 Canis Auerus

Pardus’ta da modem yine çalışır durumda ancak bu sefer herhangi birprogram yok ve ben açılışta bir satır kod kopyala-yapıştır’ı yapmak durumundayım. Normalde bunu için bir betik (script) yazmalıyım ancak komut Root çalıştırılmalı ve bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Araştırmam lazım, çok zor olduğunu sanmıyorum.

Bunun dışında ATİ’yle ilgili durum da dün Pardus’u güncellerken ekran kartı sürücüsünü de güncellemem sonucu Ubuntu’yla aynı duruma geldi. Ayrıca önceki sürücüde de SMplayer’dan video çıktısını ne olarak seçersem seçeyim performans alamıyordum (compiz açık veya kapalı), takılmalar vs gırla gidiyordu; ki normalde Ubuntu ve Pardus SMplayer’La Windows 7′den daha iyi performans veriyordu ve ayrıntısı bol 720p filmlerde (o an, izlediğim filmde su damlacıkları ve buhar gibi bir görüntü olursa rip olmasına rağmen ekran kartım düz bir dokuya göre çok daha fazla piksel işlemek zorunda kalıp takılabiliyor) hiç takılma yapmıyorlardı.

Neyse, 3 işletim sistemi için (Linux dağıtımları GNU/Linux çekirdeğiyle birleştikleri zaman İşletim sistemi oluyorlari bilginize ;) ) kısa incelemelerim ve sorunlarım bunlar. Nasıl olsa kısa sürüyor diye Ubuntu’yu bir kere daha kurup Ubudsl’i yeniden deneyebilirim (Synaptic’ten tamamen kaldırıp tekrar kurmak çözüm olmadı) ancak bunu için Firefox profilimi yedeklemem lazım, işletim sistemi konfigürasyonum kadar Firefox eklentilerim, ayarlarım vs tutuyor çünkü.

Bu arada bu yazıyı (ve bir önceki yazıyı da ) Firefox altındaki WordPress Sidebar’dan gönderiyorum. Eğer kurarsanız, herhangi bir düğmesi veya menü öğesi yok açmak için, Alt+W tuş kombinasyonunu kullanıyorsunuz.

Sağlıcakla..

Yahu ne kadar kolaymış, her seferinde indirdiğim imajı CD’ye yazmaktan, CD hatasız mı yoksa “yazarken en ufak bir sorun olmuş mudur?”, diye düşünmekten, CD’yi kağnı hızında yazıp vakit kaybetmekten, kurarken CD performansı yüzünden kurulumun uzun sürmesinden, her dağıtımın her sürümü için CD harcamak ve sonra bu CD’leri koyacak yer bulamamaktan..

Hepsinden bir seferde kurtuldum.

CD imajını indirdim, Unetbooting’e gösterip 4gb Kingston USB belleğime (ekşi sözlük/flash belleğe türkçe isim önerileri) attım, ardından sistemimi bellekten boot etmek için disk önceliğini USB belleğe verdim. Başlattım, bir kaç next next ekranından sonra (evet linux kurulumu windows kurulumundan kolay) kurulum durumunu gösteren çubuğun 26..27..28.. şeklinde nerdeyse sizin okuma hızınızla birlikte ilerlediğini görüp “yok artık?!” dedim. Bu aşama 1,5-2 dakika sürdü? Bir ihtimal bunda diski Ubuntu’nun 9.04 Jaunty Jackalope’tan itibaren desteklediği Ext4 dosya sistemiyle biçimlendirmiş olmamın da etkisi olabilir. Ardından saate baktım ve Unetbooting’le imajı belleğe atmam dahil geçen sürenin 18 dakika, belki de daha kısa olduğunu gördüm. Yalnız buna, kurulum, sistemin bu sıradaki yeniden başlatmaları, BIOS ayarlarından boot diskim değiştirmem vs vs; her şey dahil. Ve normalde sadece CD’yi yazdığım zamandan bile nerdeyse daha kısa. Bundan sonra daha fazla Linux dağıtımı kurmak daha kolay bir şekilde mümkün olacak. Tabii ki USB modemimi destekleyen Linux dağıtımları arasından.

Windows Vista o kadar eleştiri aldı, “yeni Millennium oldu, donanımızı beğenmiyor, hem XP’nin üzerine de hatırı sayılır bir şey koymadı” vs vs denirken gözümde kesinlikle bir Millennium vakası değildi. Gerçi SP1′den sonra sürekli durup dururken kilitlenmesi (nihai çözüm format oldu yine) ile yine Windows kullandığımızı hatırladım ama diğer kimselerin şikayetlerine baktıktan sonra “olur o kadar” deyip Windows cephesinde yoluma Vista’yla devam kararı aldım. Ancak Windows’un elini çabuk tutması ve Vista’dan hem daha güzel görünen, hem daha çok özellik barındıran, hem UAC’si daha iyi olmuş ve daha pratik bir sistemi bu kadar çabuk sürmeye kalkışmasıyla Vista, 2. millennium vakası olmaya bir adım daha yaklaştı.

Derken bu şikayetleri duymuş olacaklar(!) ki Windows’un bir sonraki sisteminin erken çıkacağı söylentileri yayılmaya başladı ve ardından Microsoft’un geliştirmecilerine düzenlediği konferanstan sonra Windows’un yeni sistemi olan “seven”ın (yedi) beta sürümleri torrent’lara ve warez sitelerine düşmeye başladı. Konferans’ta duyurulan ve Windows 7′da şekillenmeye başlayan özellikler ilk olarak b6801′de göze batmaya başladı ancak bu sürümde de ilk defa yeni görev çubuğu görünmüyordu, çünkü konferansta bu özelliğin tanıtıldığı 7′ın “build” versiyonu  6933′tü. Ancak yine bir süre sonra aslında bu özelliklerin 6801′de de olduğu ancak kullanıcılardan saklandığı (gizli saklı iş, hile, hurda, tekelcilik; e be Microsoft??) forumlarda dolaşır oldu ve explorer.exe’ye yama yapan bir exe dosyası ile bu özelliklerin açılabildiği fark edildi. Ben de ilk Windows 7 blog yazımı o sürümle birlikte yazmaya karar verdim :) .

Bir süre kullandıktan sonra gayet kararlı, resmen beta (ve hatta Windows) olduğuna inanamadığım bir işletim sisteminden sonra, geçtiğimiz günlerde internete Seven’ın yeni bir sürümü daha düştü. Windows 7 beta build 6956. Ve nihayet 6801′de kilidin kaldırılmasına rağmen açılmayan kimi özellikler de artık bu sürümde tam olarak mevcut ve dün akşamdan sonra Vista’dan daha hızlı, 7 b6801′den daha fazla özelliği olan ve çok kararlı bir işletim sistemi kullanıyorum.

6956′nın 6801′den ilk farkı daha kurulum esnasında belli oluyor. Normalde bilgisayarımda Disk1′in MBR’sinde Ubuntu sürümleri ve sonra da Disk2′nin MBR’sine bağlantı var ve Disk2′de de Windows sürümleri olmak üzere iki aşamalı bir MBR sistemi kullanıyorken, 6801 MBR kaydını kurduğum disk olan Disk2′ye yapmıştı. 6956 ise beni şaşırtarak (ve yine başıma iş açarak) kaydını sistemimdeki ön tanımlı disk olan Disk1′e yaptı.

Pek uzun sürmeyen ( 25 dk civarı) bir kurulumdan sonra artık windows başlangıç ekranında 256 renk’ten kurtulmuş görünüyor. Şık bir ekranla gelen özellikler esasında şık bir sistem olan Vista’dan sonra daha da güzel şeyler göreceğimizin habercisi.

Aero’nun üzerine koyduklarını da anlatıp, internnette şimdiden eskimeye başlamış olan Windows 7 incelemelerinden çok kısa bir tanesini daha sona erdirelim.

6956edit

Windows 7′ın bu sürümünde gelen özelliklerden bir tanesi görünümü ayrıntı “details” yapmadığınız sürece Vista’da da olan; pencerenin üstündeki sıralama kriterini hızlı bir biçimde değiştirmenizi sağlayan o çubuk (name, type, date modified vs gibi alanların olduğu) gitmiş, bu şahsen Windows 7′da şu ana kadar gördüğüm tek kötü özellik diyebilirim. Ardından pencere düğmelerinin boyutlarının büyüdüğünü ve hemen yanlarına “send feedback” (“geri dönüşte bulunun” diye çevirebiliriz sanırım) kısayolunun geldiğini görüyoruz. Bu arada masaüstünde sağ altta “for testing purposes only” (“sadece deneme amacıyla kullanım içindir”) ve Build6956 yazısı bu yaptığımız işin sahte mockup’lar olmadığını ispat ediyor :) .

6956-1editGeliştirici konferansında gördüğümüz özelliklerden bir tanesi olan ve pencereler arasında daha kolay bir şekilde gezinmemizi-göz atmamızı sağlayan bu özellik de mevcut. Şöyle çalışıyor, görev çubuğundaki ön izlemesinin üzerinde fareyle beklediğimiz zaman diğer pencereler sadece şeffaf bir çerçeve gösterirken (pencere kenarı aero tarafından yapılmayan gom player, aimp gibi programların pencereleri hariç), bizim penceremiz haliyle belirginleşiyor ve öne çıkıyor.

6956-2edit

7′da masasüstünü göster düğmesinin artık bir kısayol olmadığını ve sağ altta sabit bir şekilde durduğunu önceki önizlemelerden okumuşsunuzdur, bu sürümde gelen bir diğer özellikle “masaüstünü göster”i tıklamadan gelir ve üzerinde beklerseniz masaüstündeki bütün pencereler sadece şeffaf kenarlıklardan ibaret oluyorlar ve masaüstünü görmenizi sağlıyorlar, bu özelliği masaüstüne duvar kağıdı seçmem esnasında her seferinde masaüstünü gösteri tıklarken fark ettim ve en azından bu konuda da olsa işişme yaradı. Bu özellik dikkat ettiyseniz aynı pencere önizlemesinde olduğu gibi; ama bu sefer hç bir pencere önizlemesi üzerinde beklemediğiniz için bütün pencereler şeffaf oluyor. Windows 7′ın bu sürümünden itibaren aero’nun artık olması gerektiği gibi olduğunu ve sadece pencere kenarı şeffaflığı ve pencereleri havada döndürmeye yaramadığını söyleyebiliriz.

Sonuç olarak; şimdiden programlarımı kurdum, ayarlarını yaptım; filmlerimi 7′da izliyor, müziklerimi 7′da dinliyor, torınt’larımı Vista’da kaldıkları yerden 7′da indiriyorum, Pidgin’im bir kenarda, Firefox’um bir kenarda ve kesinlikle Vista’dan daha performanslı olan 7′ı ön tanımlı sistem olarak kullanıyorum.

Ancak 720p’lik (HD) videolarda performansın yetmediği durumlarda yine ücretsiz, açık kaynak Ubuntu’mu açıyor; Windows 7 olsun Vista olsun bütün programlar kapalıyken en hafif oynatıcı olan Media Player Classic’le (internette performans testleri mevcut) bile oynatamadığım videoları, arka planda torınt iner ve Firefox ve dahi Pidgin açıkken Ubuntu’mda seyrediyorum. NE OLURSA OLSUN ;)

Yine belirli bir süre geçtikten sonra bu sefer tam anlamıyla İngilizce tabiriyle “geek”lik, Türkçesiyle de ineklik yapmaya niyetim var ama inekliğin dersle vs değil tamamen ilgi alanının üzerine çok düşerek sosyal hayatı ihmal etme kısmıyla ilgili olduğunu belirteyim.

Şimdi öncelikle sistemimden bahsedeyim; hayır donanım olarak değil, kurulan kısmıyla yani kendisine yaptıklarımla ilgili olarak yazılım kısmıyla. Sistemde 40gb IDE (4+1 parçaya bölünmüş ve +1 Swap ve diğerleri de Linux dağıtımları için olmak üzere), 80gb SATA (40′ar gb’tan iki parça Windows XP Pro ve Windows Vista Business) ve son olarak geçtiğimiz günlerde aldığım 750gb SATA diskim (tamamen depo olarak kullanıyorum – belge, müzik filmler, torrent’lar vs) mevcut. Anakartım ASUS A8V-MX Via yongalı bir anakart ve çok da güzel bir özelliği var, nasıl bütün anakartlarda “boot edilecek” yani İşletim Sistemi’nin yükleneceği araç seçiliyorsa (Sabit disk, CD-DVD, USB Disk, Ethernet) benim anakrtım da sabit disklerin hangisinin boot cihaz olarak “Primary” yani birincil bağlanacağını BIOS’undan seçme imkanı tanıyor. Bu özelliği keşfetmeme yine Linux’un sebep olduğunu tabi ki şükranlarımla belirteyim ancak bilgisayarıma işletim sistemi kurduğum SATA diskimi bağlarken en öncelikle slotun “third” olduğunu görünce aleti nasıl “boot edeceğimi” de çok merak etmiştim doğrusu. Yani düşünsenize; eski diskim IDE ve SATA’lar da en küçük “third”; yani üçüncül olarak başlıyor; ben tabi ki bu durumda ilk olarak işletim sistem-ler-imi illa ki daha yavaş olan IDE diskime kurmak zorunda kalacağımı düşünüp üzülmüştümi ancak sonra nedendir bilinmez BIOS’U kurcalama gereği duyunca anlamıştım olayı.

Neyse efendim, hali hazırda bu sistemin yazılım tarafındaysa öncelikle GRUB dediğimiz muhteşem “bootloader”, yani önyükleyici IDE diskimde devreye giriyor ve önce “Windows Seçenekleri”, ardından altında da “Ubuntu Seçenekleri”nin girdileri olmak üzere menülerden eğer Ubuntu seçeneği seçiliyorsa bilgisayarı o sistemle başlatıyor, eğer Windows seçenekleri seçildiyse bu sefer Vista’nın önyükleyicisinin olduğu diskin MBR’sine gidiyor ve Vista önyükleyicisinde “Windows XP” ve “Microsoft Windows Vista” seçenekleri (ön tanımlısı XP tabi; işin Windows tarafında henüz Vista’ya tam bir geçiş sağlamış değiliz – kardeşim ve ben) beliriyor ve bilgisayarı başlatma yolculuğu tamamlanmış oluyor. Bu ik işlemin bana kaybettirdiği süre toplamda GRUB’un yüklenmesi vs dahil 5+3+8 = 16 sn ancak Vista yükleyicisindeki son 8 saniyeyi de 3 ya da 4’e düşürüp biraz kazanç elde etmeyi planlıyorum –önümüzdeki birkaç gün; hatta belki bir sonraki “boot”umda-.

Bu akşam Vista’nın önyükleyicisine müdahale eden bir program yüzünden biraz başım ağrıdı. Program kendisini MBR’ye bir şekilde yazdı ve normalde ilk diskim 40gb IDE iken oradan 80gb SATA’ya GRUB’la yönlendiriliyordu ancak bu program SATA’yı birincil yapınca Windows önyükleyicisini yüklemesine rağmen GRUB’dan yönlendirince tabiri caizse “yemedi” J.

Bunun üzerine artık Windows Vista ve çoklu sisteml denince aklıma gelecek olan, aslında Vista’da başlangıç işlerinin XP’den bayağı farklı olduğunu öürendikten sonra, birkaç gün önce tanıştığım bir program, çok basit seçenekleri ve hayati işleviyle hayatımı olmasa da “önyükleyicimi” kurtardı J.

Bu mucize programın ismi VistaBootPro ve ismi ve yaptığı iş her ne kadar tamamen “pro” yani profesyonel de olsa lisans, yani bizi daha çok ilgilendiren pratik tarafıyla meblağ itibariyle ücretsiz! Birincil diskimi Vista önyükleyicisinin olduğu 80gb SATA olarak seçtim ve Vista’yı açtıktan sonra bu programı kurup istediğim gibi boot seçeneklerini düzenledim, MBR’yi tekrar yazması konusunda “force”; yani “zor kullan” seçeneğini bile etkinleştirmeden MBR’mi tekrar yazdım ve eskisi gibi bir “Sistemler Birliği” sahibi oldum. An itibariyle bu durum benim bilgisayar kullanma alışkanlığımla; en azından başlangıç seçenekleri olarak bakacak olursak Windows tarafında tamamen taleplerimi karşılıyor.

Peki neden Windows tarafında; Linux tarafında eksiğim ne?

Hayır, Linux tarafında Linux’un kendisiyle ilgili bir eksiğim yok; tek eksiğim yeni Linux dağıtımları kurmak için; özellikle de Pardus 2008’i kurmak için çıkmasını ve indirmeyi beklemem ve sistemimde tek yüklü Linux’un Ubuntu olması (gerçi onda da yüklü bir KDE4’lü Kubuntu mevcut oturum seçeneklerinde, yani yine bir “çoklu” durum mevzubahis J)

Pardus çıktıktan sonra da aynı diskin MBR’sine kendisini yazacağından eğer Vista, Windows veya Ubuntu’dan herhangi birisini görmezse diye bir endişem var zira daha önce yapığım yüklemelerde Ubuntu Pardus’u görmesine rağmen, Pardus Ubuntu’yu görmemişti; aynı durumun 2008’de de devam etmesi durumunda (ki bence devam edecek) Ubuntu’nun önyükleyicisini, GRUB’unu tutacağım gibi duruyor. Bunun için Pardus’u kurduktan sonra menu.lst’sinden ya da grub.conf’undan opsiyonlarını kopyalayıp Ubuntu’nun menu.lst’sine ekleyip (şimdiki “Ubuntu Seçenekleri” o zaman “Linux Seçenekleri” olacak umarım) bu sefer VistaBootPro’nun bir başlatma diskiyle harikalar yaratan SuperGRUB isimli Linux tarafındaki karşılığı girecek devreye ve şimdi yine 40gb IDE’min MBR’sine zeval geldiği zamanda olduğu gibi bu ismiyle birebir aynı sıfatı hakeden SuperGRUB istediğim Linux “boot” opsiyonunu MBR’ye yazacak. Linux severlere de şiddetle bu programı (ki ISO olarak mevcut kendisi) indirip kendilerine küçük bir kurtarma CD’si olarak yazmalarını öneriyorum, olmaz olmaz demeyin; 40 yılda bir lazım olduğu zaman bu tarz programlar gerçekten 40 yıl hatır bırakacak küçük ama çok çok önemli işler becerebiliyorlar.

Bundan sonraki yazımda Ubuntu kurulumu ve ertesinde yaptıklarım ve belki aynı yazıda belki de bir sonrakinde; herkeslere bakarak olumsuz olacağından neredeyse emin olduğum ancak performans, beraberinde gelen araçları ve çok fazla olmasa da getirdiği birkaç küçük yenilikle; ve tabii ki bol bol eksi yönleriyle [J] Windows Vista izlenimlerim, kurulumda, kurulum ertesinde yaptıklarım ve Acronis’le de yedeğini alarak nasıl eşşeği sağlam kazığa bağladığımı yazacağım.

O zamana kadar cemii cümleten sağlıcakla kalmamız dileğiyle.

“Allah Kuzey Irak’taki Mehmetçik’imizin; yani kimimizin çocuğu, kimimizin akrabası, kimimizin kuzeni, kimimizin kardeşi, kimimizin arkadaşı olan canlarımızın sağ salim ve görevlerinde muvaffak olmuş bir şekilde sayelerinde güvenli olan memleketlerine dönmelerini nasip etsin…”

 

Nihayet son stajım için bulunduğum ve ardından Axapta Belgelendirme Projesi hazırladığım GEMSAN’daki görevimi sonlandırdım. Orada geçirdiğim vakitlerin de bana bilgi ve görgü olarak çok şey kazandırdığını söylemeliyim. Bir sürü(!) bilgisayarla geniş bant internetin sunduğu olanaklarla sahip olduğum yazılımlar, Linux iso’ları ve diziler [;)] ile gerçekten de iyi vakit geçirdiğimi ifade etmeliyim. Özellikle bu hafta içinde, ayrılmama yakın sevgili Erkan arkadaşımla toplamda 5 dizüstü bilgisayarda yaşadığımız Ubuntu, Kubuntu, Pardus 2007.2, Pardus 2007.3 ve Windows Vista kurulumları gerçekten de uğraşması çok ama çok keyif verici işlerdi. Oradaki son projem de kısa araştırmam üzere tercihim doğrultusunda alınan iki adet Toshiba 4gb U3 usb diskin üzerine taşınabilir şekilde Linux dağıtımları kurmaktı ancak ext2 ve/veya ext3 biçimlendirmenin mevcut disklerin U3 yapısına zarar verebileceği endişesiyle yapamadım ve bu sayede linuxmasasi.com’da başlamış ve ne yazık ki gün itibariyle öylece kalmış köşem için çok önemli bir yazı konusunu paraya kıyıp kendime bir adet 4gb taşınabilir bellek alana kadar ertelemiş oldum. 40 liramı harcamaya karar verdiğim gibi ilk işim öncelikle Slax (tercihen Kill Bill Edition), ardından Pardus ve gerekirse de Ubuntu kurarak bunu gerçekleştirmek ve birincisinde olduğu gibi yine ayrıntılı bir makaleyle Linux için son kullanıcıya hitap etmek olacak.

Şimdi evdeki makinama da Pardus’un son sürümü olan Pardus 2007.3 Lynx Lynx kurmak üzere işimin[;)] başına dönüyor ve bundan sonra hali hazırda kullandığım 3 işletim sisteminde yaptığım kişiselleştirmelerin de yazılarını -ve tabii ki ekran görüntülerini- internet günlüğüme eklemeye karar verdiğimi belirterek girdimi sonlandırıyorum.

Powered by ScribeFire.

Şu sıralar gerek iş-güç, gerek günlük fiziksel yorgunluklar gerekse de zorunlu [ :) ] alışveriş gibi işlerimden dolayı bir türlü Ubuntu kurulumum, kurulum sonrası ilk Gnome deneyimlerim ( bayağı bir şeyler öğrendim şaka maka) veya halihazırda kurcalaya kurcalaya doyamadığım Sanal İşletim Sistemleri’yle ilgili yazabileceğim br sürü Blog girdisini ertelemiş durumdayım. Bu arada Linux Masası’nın ana sayfadan duyurduğu “yazarlık alımı” için başvurduğumu ve ilk yazımı geçtiğimiz haftasonu yazmayı düşündüğümü belirtmek isterim(!). Bir kaç gün içinde Virtual Box’la Pardus altında Ubuntu kurulumu’yla ilgili olarak ilk yazımı yazıp ondan sonraki hafta için de Ubuntu kurulumunun ertesinde yaptıklarımı, uğraştığım konuları ve deneyimlerimi yazıya döküp [eğer ilk yazı sonrasında yazarlığa kabul edilirsem :) ] Blog’umla Linux Masası’nı paralel yürütmek gibi fikirlerim mevcut.

Bu arada unutmadan;
HERKESİN CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN!!

Kutsal Vatan’ın; başına aşağılık bir şekilde üşüşmüş olan sözde medeniyetlerin pis ellerinden kurtarılmasına katkıda bulunmuş; başta ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK olmak üzere, tüm silah arkadaşları, şehit-gazi askerlerimiz ve vatanın kurtarılmasında en ufak dahi olsa emeği geçmiş tüm vatanseverlerin ve ardından vatanın korunmasında gözünü budaktan sakınmamış ve bzim için canını feda etmiş- etmekten çekinmeyen tüm askerlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Vatan onlara minnettar!!

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.