Gezinimi atla

Etiket Arşivi: vista

Windows Vista o kadar eleştiri aldı, “yeni Millennium oldu, donanımızı beğenmiyor, hem XP’nin üzerine de hatırı sayılır bir şey koymadı” vs vs denirken gözümde kesinlikle bir Millennium vakası değildi. Gerçi SP1′den sonra sürekli durup dururken kilitlenmesi (nihai çözüm format oldu yine) ile yine Windows kullandığımızı hatırladım ama diğer kimselerin şikayetlerine baktıktan sonra “olur o kadar” deyip Windows cephesinde yoluma Vista’yla devam kararı aldım. Ancak Windows’un elini çabuk tutması ve Vista’dan hem daha güzel görünen, hem daha çok özellik barındıran, hem UAC’si daha iyi olmuş ve daha pratik bir sistemi bu kadar çabuk sürmeye kalkışmasıyla Vista, 2. millennium vakası olmaya bir adım daha yaklaştı.

Derken bu şikayetleri duymuş olacaklar(!) ki Windows’un bir sonraki sisteminin erken çıkacağı söylentileri yayılmaya başladı ve ardından Microsoft’un geliştirmecilerine düzenlediği konferanstan sonra Windows’un yeni sistemi olan “seven”ın (yedi) beta sürümleri torrent’lara ve warez sitelerine düşmeye başladı. Konferans’ta duyurulan ve Windows 7′da şekillenmeye başlayan özellikler ilk olarak b6801′de göze batmaya başladı ancak bu sürümde de ilk defa yeni görev çubuğu görünmüyordu, çünkü konferansta bu özelliğin tanıtıldığı 7′ın “build” versiyonu  6933′tü. Ancak yine bir süre sonra aslında bu özelliklerin 6801′de de olduğu ancak kullanıcılardan saklandığı (gizli saklı iş, hile, hurda, tekelcilik; e be Microsoft??) forumlarda dolaşır oldu ve explorer.exe’ye yama yapan bir exe dosyası ile bu özelliklerin açılabildiği fark edildi. Ben de ilk Windows 7 blog yazımı o sürümle birlikte yazmaya karar verdim :) .

Bir süre kullandıktan sonra gayet kararlı, resmen beta (ve hatta Windows) olduğuna inanamadığım bir işletim sisteminden sonra, geçtiğimiz günlerde internete Seven’ın yeni bir sürümü daha düştü. Windows 7 beta build 6956. Ve nihayet 6801′de kilidin kaldırılmasına rağmen açılmayan kimi özellikler de artık bu sürümde tam olarak mevcut ve dün akşamdan sonra Vista’dan daha hızlı, 7 b6801′den daha fazla özelliği olan ve çok kararlı bir işletim sistemi kullanıyorum.

6956′nın 6801′den ilk farkı daha kurulum esnasında belli oluyor. Normalde bilgisayarımda Disk1′in MBR’sinde Ubuntu sürümleri ve sonra da Disk2′nin MBR’sine bağlantı var ve Disk2′de de Windows sürümleri olmak üzere iki aşamalı bir MBR sistemi kullanıyorken, 6801 MBR kaydını kurduğum disk olan Disk2′ye yapmıştı. 6956 ise beni şaşırtarak (ve yine başıma iş açarak) kaydını sistemimdeki ön tanımlı disk olan Disk1′e yaptı.

Pek uzun sürmeyen ( 25 dk civarı) bir kurulumdan sonra artık windows başlangıç ekranında 256 renk’ten kurtulmuş görünüyor. Şık bir ekranla gelen özellikler esasında şık bir sistem olan Vista’dan sonra daha da güzel şeyler göreceğimizin habercisi.

Aero’nun üzerine koyduklarını da anlatıp, internnette şimdiden eskimeye başlamış olan Windows 7 incelemelerinden çok kısa bir tanesini daha sona erdirelim.

6956edit

Windows 7′ın bu sürümünde gelen özelliklerden bir tanesi görünümü ayrıntı “details” yapmadığınız sürece Vista’da da olan; pencerenin üstündeki sıralama kriterini hızlı bir biçimde değiştirmenizi sağlayan o çubuk (name, type, date modified vs gibi alanların olduğu) gitmiş, bu şahsen Windows 7′da şu ana kadar gördüğüm tek kötü özellik diyebilirim. Ardından pencere düğmelerinin boyutlarının büyüdüğünü ve hemen yanlarına “send feedback” (“geri dönüşte bulunun” diye çevirebiliriz sanırım) kısayolunun geldiğini görüyoruz. Bu arada masaüstünde sağ altta “for testing purposes only” (“sadece deneme amacıyla kullanım içindir”) ve Build6956 yazısı bu yaptığımız işin sahte mockup’lar olmadığını ispat ediyor :) .

6956-1editGeliştirici konferansında gördüğümüz özelliklerden bir tanesi olan ve pencereler arasında daha kolay bir şekilde gezinmemizi-göz atmamızı sağlayan bu özellik de mevcut. Şöyle çalışıyor, görev çubuğundaki ön izlemesinin üzerinde fareyle beklediğimiz zaman diğer pencereler sadece şeffaf bir çerçeve gösterirken (pencere kenarı aero tarafından yapılmayan gom player, aimp gibi programların pencereleri hariç), bizim penceremiz haliyle belirginleşiyor ve öne çıkıyor.

6956-2edit

7′da masasüstünü göster düğmesinin artık bir kısayol olmadığını ve sağ altta sabit bir şekilde durduğunu önceki önizlemelerden okumuşsunuzdur, bu sürümde gelen bir diğer özellikle “masaüstünü göster”i tıklamadan gelir ve üzerinde beklerseniz masaüstündeki bütün pencereler sadece şeffaf kenarlıklardan ibaret oluyorlar ve masaüstünü görmenizi sağlıyorlar, bu özelliği masaüstüne duvar kağıdı seçmem esnasında her seferinde masaüstünü gösteri tıklarken fark ettim ve en azından bu konuda da olsa işişme yaradı. Bu özellik dikkat ettiyseniz aynı pencere önizlemesinde olduğu gibi; ama bu sefer hç bir pencere önizlemesi üzerinde beklemediğiniz için bütün pencereler şeffaf oluyor. Windows 7′ın bu sürümünden itibaren aero’nun artık olması gerektiği gibi olduğunu ve sadece pencere kenarı şeffaflığı ve pencereleri havada döndürmeye yaramadığını söyleyebiliriz.

Sonuç olarak; şimdiden programlarımı kurdum, ayarlarını yaptım; filmlerimi 7′da izliyor, müziklerimi 7′da dinliyor, torınt’larımı Vista’da kaldıkları yerden 7′da indiriyorum, Pidgin’im bir kenarda, Firefox’um bir kenarda ve kesinlikle Vista’dan daha performanslı olan 7′ı ön tanımlı sistem olarak kullanıyorum.

Ancak 720p’lik (HD) videolarda performansın yetmediği durumlarda yine ücretsiz, açık kaynak Ubuntu’mu açıyor; Windows 7 olsun Vista olsun bütün programlar kapalıyken en hafif oynatıcı olan Media Player Classic’le (internette performans testleri mevcut) bile oynatamadığım videoları, arka planda torınt iner ve Firefox ve dahi Pidgin açıkken Ubuntu’mda seyrediyorum. NE OLURSA OLSUN ;)

Yine belirli bir süre geçtikten sonra bu sefer tam anlamıyla İngilizce tabiriyle “geek”lik, Türkçesiyle de ineklik yapmaya niyetim var ama inekliğin dersle vs değil tamamen ilgi alanının üzerine çok düşerek sosyal hayatı ihmal etme kısmıyla ilgili olduğunu belirteyim.

Şimdi öncelikle sistemimden bahsedeyim; hayır donanım olarak değil, kurulan kısmıyla yani kendisine yaptıklarımla ilgili olarak yazılım kısmıyla. Sistemde 40gb IDE (4+1 parçaya bölünmüş ve +1 Swap ve diğerleri de Linux dağıtımları için olmak üzere), 80gb SATA (40′ar gb’tan iki parça Windows XP Pro ve Windows Vista Business) ve son olarak geçtiğimiz günlerde aldığım 750gb SATA diskim (tamamen depo olarak kullanıyorum – belge, müzik filmler, torrent’lar vs) mevcut. Anakartım ASUS A8V-MX Via yongalı bir anakart ve çok da güzel bir özelliği var, nasıl bütün anakartlarda “boot edilecek” yani İşletim Sistemi’nin yükleneceği araç seçiliyorsa (Sabit disk, CD-DVD, USB Disk, Ethernet) benim anakrtım da sabit disklerin hangisinin boot cihaz olarak “Primary” yani birincil bağlanacağını BIOS’undan seçme imkanı tanıyor. Bu özelliği keşfetmeme yine Linux’un sebep olduğunu tabi ki şükranlarımla belirteyim ancak bilgisayarıma işletim sistemi kurduğum SATA diskimi bağlarken en öncelikle slotun “third” olduğunu görünce aleti nasıl “boot edeceğimi” de çok merak etmiştim doğrusu. Yani düşünsenize; eski diskim IDE ve SATA’lar da en küçük “third”; yani üçüncül olarak başlıyor; ben tabi ki bu durumda ilk olarak işletim sistem-ler-imi illa ki daha yavaş olan IDE diskime kurmak zorunda kalacağımı düşünüp üzülmüştümi ancak sonra nedendir bilinmez BIOS’U kurcalama gereği duyunca anlamıştım olayı.

Neyse efendim, hali hazırda bu sistemin yazılım tarafındaysa öncelikle GRUB dediğimiz muhteşem “bootloader”, yani önyükleyici IDE diskimde devreye giriyor ve önce “Windows Seçenekleri”, ardından altında da “Ubuntu Seçenekleri”nin girdileri olmak üzere menülerden eğer Ubuntu seçeneği seçiliyorsa bilgisayarı o sistemle başlatıyor, eğer Windows seçenekleri seçildiyse bu sefer Vista’nın önyükleyicisinin olduğu diskin MBR’sine gidiyor ve Vista önyükleyicisinde “Windows XP” ve “Microsoft Windows Vista” seçenekleri (ön tanımlısı XP tabi; işin Windows tarafında henüz Vista’ya tam bir geçiş sağlamış değiliz – kardeşim ve ben) beliriyor ve bilgisayarı başlatma yolculuğu tamamlanmış oluyor. Bu ik işlemin bana kaybettirdiği süre toplamda GRUB’un yüklenmesi vs dahil 5+3+8 = 16 sn ancak Vista yükleyicisindeki son 8 saniyeyi de 3 ya da 4’e düşürüp biraz kazanç elde etmeyi planlıyorum –önümüzdeki birkaç gün; hatta belki bir sonraki “boot”umda-.

Bu akşam Vista’nın önyükleyicisine müdahale eden bir program yüzünden biraz başım ağrıdı. Program kendisini MBR’ye bir şekilde yazdı ve normalde ilk diskim 40gb IDE iken oradan 80gb SATA’ya GRUB’la yönlendiriliyordu ancak bu program SATA’yı birincil yapınca Windows önyükleyicisini yüklemesine rağmen GRUB’dan yönlendirince tabiri caizse “yemedi” J.

Bunun üzerine artık Windows Vista ve çoklu sisteml denince aklıma gelecek olan, aslında Vista’da başlangıç işlerinin XP’den bayağı farklı olduğunu öürendikten sonra, birkaç gün önce tanıştığım bir program, çok basit seçenekleri ve hayati işleviyle hayatımı olmasa da “önyükleyicimi” kurtardı J.

Bu mucize programın ismi VistaBootPro ve ismi ve yaptığı iş her ne kadar tamamen “pro” yani profesyonel de olsa lisans, yani bizi daha çok ilgilendiren pratik tarafıyla meblağ itibariyle ücretsiz! Birincil diskimi Vista önyükleyicisinin olduğu 80gb SATA olarak seçtim ve Vista’yı açtıktan sonra bu programı kurup istediğim gibi boot seçeneklerini düzenledim, MBR’yi tekrar yazması konusunda “force”; yani “zor kullan” seçeneğini bile etkinleştirmeden MBR’mi tekrar yazdım ve eskisi gibi bir “Sistemler Birliği” sahibi oldum. An itibariyle bu durum benim bilgisayar kullanma alışkanlığımla; en azından başlangıç seçenekleri olarak bakacak olursak Windows tarafında tamamen taleplerimi karşılıyor.

Peki neden Windows tarafında; Linux tarafında eksiğim ne?

Hayır, Linux tarafında Linux’un kendisiyle ilgili bir eksiğim yok; tek eksiğim yeni Linux dağıtımları kurmak için; özellikle de Pardus 2008’i kurmak için çıkmasını ve indirmeyi beklemem ve sistemimde tek yüklü Linux’un Ubuntu olması (gerçi onda da yüklü bir KDE4’lü Kubuntu mevcut oturum seçeneklerinde, yani yine bir “çoklu” durum mevzubahis J)

Pardus çıktıktan sonra da aynı diskin MBR’sine kendisini yazacağından eğer Vista, Windows veya Ubuntu’dan herhangi birisini görmezse diye bir endişem var zira daha önce yapığım yüklemelerde Ubuntu Pardus’u görmesine rağmen, Pardus Ubuntu’yu görmemişti; aynı durumun 2008’de de devam etmesi durumunda (ki bence devam edecek) Ubuntu’nun önyükleyicisini, GRUB’unu tutacağım gibi duruyor. Bunun için Pardus’u kurduktan sonra menu.lst’sinden ya da grub.conf’undan opsiyonlarını kopyalayıp Ubuntu’nun menu.lst’sine ekleyip (şimdiki “Ubuntu Seçenekleri” o zaman “Linux Seçenekleri” olacak umarım) bu sefer VistaBootPro’nun bir başlatma diskiyle harikalar yaratan SuperGRUB isimli Linux tarafındaki karşılığı girecek devreye ve şimdi yine 40gb IDE’min MBR’sine zeval geldiği zamanda olduğu gibi bu ismiyle birebir aynı sıfatı hakeden SuperGRUB istediğim Linux “boot” opsiyonunu MBR’ye yazacak. Linux severlere de şiddetle bu programı (ki ISO olarak mevcut kendisi) indirip kendilerine küçük bir kurtarma CD’si olarak yazmalarını öneriyorum, olmaz olmaz demeyin; 40 yılda bir lazım olduğu zaman bu tarz programlar gerçekten 40 yıl hatır bırakacak küçük ama çok çok önemli işler becerebiliyorlar.

Bundan sonraki yazımda Ubuntu kurulumu ve ertesinde yaptıklarım ve belki aynı yazıda belki de bir sonrakinde; herkeslere bakarak olumsuz olacağından neredeyse emin olduğum ancak performans, beraberinde gelen araçları ve çok fazla olmasa da getirdiği birkaç küçük yenilikle; ve tabii ki bol bol eksi yönleriyle [J] Windows Vista izlenimlerim, kurulumda, kurulum ertesinde yaptıklarım ve Acronis’le de yedeğini alarak nasıl eşşeği sağlam kazığa bağladığımı yazacağım.

O zamana kadar cemii cümleten sağlıcakla kalmamız dileğiyle.

“Allah Kuzey Irak’taki Mehmetçik’imizin; yani kimimizin çocuğu, kimimizin akrabası, kimimizin kuzeni, kimimizin kardeşi, kimimizin arkadaşı olan canlarımızın sağ salim ve görevlerinde muvaffak olmuş bir şekilde sayelerinde güvenli olan memleketlerine dönmelerini nasip etsin…”

 

Bilgisayarla sadece ilk gördükleri işletim sistemi aracılığıyla tanışıp daha ileriye gitmeden, “ayağımı yerden kessin” benzeri bir anlayışla “işimi görsün yeter” diye düşünen kişilerin, özellikle bilişim hususunda meraklı tüketici olmaktan henüz -ne yazık ki- çok öteye gidememiş Türkiye’de çoğunluk olduğunu tahmin etmek güç değil. Artık üstte bahsettiğim; bilgisayarı sadece bir kaç işi için kullanıp, bilgisayarın kendisi ile ilgili işlerde de başkalarından yardım alan kişilerin de dikkatini çelmeye başlayan bir konu var sanıyorum ortada.

Belirli bir süredir Mac’ler etrafta çok yaygın olmadığından görsel ve pratik gelişmelerden haberdar dahi olmayan ancak ön tanımlı olarak işletim sistemi kavramıyla özdeşleştirdiği (ve hatta bunu işletim sisteminin ne demek olduğunu bile bilmeden yaptığı) “vindovs”un janjan getirdiği son işletim sistemi Vista’yla işletim sistemlerinin olmadık özellikler kazandığını; oradan buradan kullanıcılar için küçük oyuncaklar, yeni pratik özellikler, garip efektler ve şeffaflık fışkırdığını görüp bilgisayar dünyasının artık “finishing”1inin daha özenli yapıldığını ve pazarlamanın görsel anlamda da ne boyutlara eriştiğini gören kullanıcılar artık etraflarında bu işten anladığını düşündükleri kişilere “bu nedir?”, “nasıl oluyor da oluyor?” diye sormaya başladılar.

İşin içine Windows’un gadget, Mac’lerin widget’larını vs de kattığımız zaman “Mac mi Vista’dan Vista mı Mac’tan aşırdı?!” tarzında; bilgisayarlar ve dolayısıyla OS2‘lardaki birikimli ilerlemenin farkında olmayıp da sonuca erişmek için Windows 3.1 zamanına dönmesi gereken kısır bir tartışmaya dönüşebilecek bir konudan bahsediyoruz. Bütünüyle düşündüğümüz zaman pencere ön izlemelerinden masaüstündeki pratik araçlara, “alt tab” menüsünün pencere içeriklerini gösterir hale gelmesinden o an açık pencerelerinizin tek bir tuş veya fare hareketiyle seçmenize hazır bir biçimde önünüze birbirlerine bile değmeden saygılı bir şekilde [ :) ] dizilmesine kadar “composite” eklentisini kullanan; gerek görsel gerek işlevsel anlamda kullanıcılara hitap eden bir sürü ağız sulandırıcı özellik mevcut.


Linux Camiası ve Compositing

Nasıl olur da şu ana kadar işin Linux cephesinden bahsetmem?! Umuyorum ki bu soru şu ana kadar aklınızı kurcalamıştır, bu beni kesinlikle çok sevindirir. Şöyle ki; yazımın sonuna ekleyeceğim örnek ekran görüntüleriyle somut olarak da belli olacak şekilde açık kaynak yapısının fikir bazında ve uygulama, kod düzenleme-düzeltme konusunda Windows ve Mac OS gibi kaynak kodu –hali hazırda[ :) ]- kapalı olan işletim sistemlerine karşı çok avantajlı bir durumda olması (şu an kde-look’a üye olarak “KDE 4 brainstorm” başlığına KDE4’te olmasını istediğiniz bir özelliği belirtebilirsiniz, ancak yaratıcı bir fikir olmasında yarar var çünkü bu tarz fikirlerin yoruma da açık olduğunu belirtelim) onu bu “compositing” konusunda moda tabirle aşmış bir konuma taşıyor. Zira Vista tarafından görev çubuğundaki ön izlemeler, pencere kenarlarının ve birkaç öğenin daha şeffaflığı ve son olarak da o an açık pencerelerin 3 boyutlu bir şekilde dikey-çapraz konumda çevrilerek seçilmesine olanak tanıyan “Flip 3d” özelliğine, ondan önceki ve sonraki “dock”, “widgets”, “expose” gibi yenilikleriyle Mac OS’un katılmasına açık kaynak camiasının yanıtı gerçekten çok ezici oldu. Özellikle ilk etapta “Xgl” üzerine “Compiz”le başlayıp, sonrasında “Aiglx” üzerine Beryl’le devam eden “Open Compositing” maceramız hali hazırda birkaç paragraf sonra bahsedeceğim şekilde son olarak(!) da ATİ’nin nihayet açık kaynak camiasının serzenişlerini duyup sürücülerinde “Compositing” desteğini açması ve Beryl ve Compiz projelerinin birleşip Compiz-Fusion ismini almasıyla bambaşka bir maceraya dönüştü ve kullanıcılarına her an yeni plug-in’lerle başka başka marifetler sunan bir platform haline geldi.

Bu aşamada devreye giren en önemli husus elbette ki donanım desteği. Normalde bilgisayarınızda oyun oynamadığınız zamanlarda (ki bu ne yazık ki Linux kullanıcıları için zor bir süreç) tamamen atıl durumda duran ve işlemciniz kadar para saydığınız -belki de- 100’lerce dolarlık ekran kartınız eğer üreticisinin Linux’a veya mevzubahis “compositing” hadisesine umursamaz görünüyorsa işleri yokuşa sürmeye başlıyor ve bu sefer yazılım tarafındaki insanlar camiaya bir şeyler katmak için yaptıkları çırpınmalarını iki katına çıkarmak durumunda kalıyorlar. Bu sefer de fazladan harcanmış insan emeği ve bir dolu mühendis saati çalışmayla aslı kadar başarılı olması teoride mümkün görünmeyen kısmi “tersine mühendislik3” ürünleri ortaya çıkmak zorunda kalıyor (bu ekran kartı dışındaki donanımlar için de geçerli genel bir durum belirtelim). Halbuki 3boyut desteği olan 64 mb’lık bir kart bile bu üstte saydığımız işlemlerin altından çok zorlanmadan kalkabilecekken insanlar bunu çok fazla işlemci gücü ve ekran kartı performansı isteyen bir işlem olarak görüp korkuyorlar. Ki bu korkuları temelde yanlış da olsa haklılar çünkü forumlar ellerindeki bu kartları compositing için değerlendiremeyen insanların serzenişleri ile dolu… İdi… Bundan sonra da dolu olacaktır elbette ancak bunların azalacağını öngörmek çok iyimser bir tahmin sayılmayacaktır çünkü en büyük iki ekran kartı yongası üreticisinden biri olan ATİ (diğeri de bildiğiniz gibi NVIDIA) geçtiğimiz günlerde benim de linuxmasasi.com’dan aldığım müjdeli bir haberle v8.42.3 sürücülerinde “compositing”e destek verdiğini duyurdu. Henüz ciddi performans problemleri olsa da (forumlarda kullanıcılar söz birliği etmişçesine Firefox’un sayfa kaydırma esnasındaki takılmalarından bahsediyorlar) bu sayede artık ATİ sahipleri de xorg.conf’ta yapacakları toplamda iki satır değişiklikle çok daha kolay bir şekilde 3 boyutlu masaüstlerine kavuşabilecekler. En azından ben aylarca uğraşıp sonuç elde edemedikten sonra bu sürücüyle birkaç dakika içinde bunu başarabildiysem başaran kişilerin oranında büyük bir artış olacaktır diye düşünüyorum. Ki ben de en sonunda ATİ 9600XT 256mb kartımla;

  • pencere ön izlemelerini gerek görev çubuğu gerekse de alt tab menüsünde
    görebiliyor
  • pencere kenarlığı olarak şeffaf dekorasyonlar seçebiliyor
  • pencereleri ister “flip 3d” ister başka şekillerde fır döndürebiliyor
  • masaüstlerimde açık olan pencereleri fare imlecimi masaüstünün benim belirlediğim bir köşesine götürerek ya da istediğim bir tuş kombinasyonuyla hizaya sokabiliyor
  • tüm masaüstlerimi yine tek bir fare veya tuş kombinasyonuyla bir seferde görüp pencerelerimi birinden öbürüne sürükleyip taşıyabiliyor
  • masaüstlerimi bir küpün dört yüzeyi olarak ayarlayıp bu küpü çevirebiliyor, küpün içerisine akvaryum vs koyup balıkları izleyebiliyor
  • ekranımın istediğim bir kısmını çok yüksek değerlerde büyütüp o şekilde gezinebiliyor
  • istediğim pencereyi istediğim şeffaflıkta görüntüleyebiliyor
  • birden fazla pencereyi birbirine gruplayıp bir pencerenin arka yüzüne bir başka pencereyi iliştirebiliyor
  • masaüstüme yağmur yağdırabiliyor, bu yağmurları silecek vasıtasıyla ekrandan silebiliyor(!) veya fare imlecimle masaüstünde su izi bırakabiliyor
  • masaüstüne normal yazı yazarak not alabiliyor (görsel anlatımlarda çok iyi sonuç verebilecek bir özellik)
  • masaüstüme ateşten yazı yazabiliyor (ekran görüntüleriyle arkadaşlarınıza jest yapmak için güzel bir seçim; tecrübeyle sabit),
  • ve pencerelerimi esnek bir yapıya sokup jöle gibi tiril tiril titremelerini
    sağlayabiliyorum[ :) ].

Ki bu özelliklerden daha fazlası da Compiz-Fusion’da mevcut
ve plug-in sistemi ve açık kaynak yapısı dolayısıyla sürekli yeni plug-in’ler
kimi zaman kullanım kolaylığı kimi zamansa sadece oyuncak mahiyetindeki
özellikleriyle kapalı kaynak kodu ezmeye devam etmekte.

Çeşitli Ekran Görüntüleri

Bu kadar konuştuktan sonra birkaç ekran görüntüsüyle işin görsel boyutuna çalışmanın sırası geldi diye düşünüyor ve sizi bazıları da benim Ubuntu 7.10 Gutsy Gibbon altında aldıklarım olmak üzere ekran görüntüleriyle baş başa bırakıyorum…

mac

İşlevselliğine görünüm özelliklerini katan Mac OSX’in son sürümü olan Leopard’dan bir adet ekran görüntüsü.

vista

Microsoft’un son işletim sistemi Vista da şeffaf pencere kenarlığı ve alt tab önizlemesi sunuyor.

Ve sırada Linux, çok fazla konuşmaya niyetim yok, zira yorulmanın alemi yok.

linuks2

linuks3

linuks1

linuks4

linuks5

linuks6

linuks7

linuks8

1: Üretimin son aşamasında yapılan ürünü düzeltme-güzelleştirme işlemi

2: OS (Operating System): ing. İşletim Sistemi

3: Ürünün üretim aşamasındaki mühendislik tasarımının tersine, bitmiş ürünün incelenerek üretimindeki mühendislik aşamalarının tespit edilmesi.

 

DİPNOT: Bu yazı LinuxMasasi.com’a yazdığım ikinci köşe yazımdır.

Powered by ScribeFire.

Nihayet son stajım için bulunduğum ve ardından Axapta Belgelendirme Projesi hazırladığım GEMSAN’daki görevimi sonlandırdım. Orada geçirdiğim vakitlerin de bana bilgi ve görgü olarak çok şey kazandırdığını söylemeliyim. Bir sürü(!) bilgisayarla geniş bant internetin sunduğu olanaklarla sahip olduğum yazılımlar, Linux iso’ları ve diziler [;)] ile gerçekten de iyi vakit geçirdiğimi ifade etmeliyim. Özellikle bu hafta içinde, ayrılmama yakın sevgili Erkan arkadaşımla toplamda 5 dizüstü bilgisayarda yaşadığımız Ubuntu, Kubuntu, Pardus 2007.2, Pardus 2007.3 ve Windows Vista kurulumları gerçekten de uğraşması çok ama çok keyif verici işlerdi. Oradaki son projem de kısa araştırmam üzere tercihim doğrultusunda alınan iki adet Toshiba 4gb U3 usb diskin üzerine taşınabilir şekilde Linux dağıtımları kurmaktı ancak ext2 ve/veya ext3 biçimlendirmenin mevcut disklerin U3 yapısına zarar verebileceği endişesiyle yapamadım ve bu sayede linuxmasasi.com’da başlamış ve ne yazık ki gün itibariyle öylece kalmış köşem için çok önemli bir yazı konusunu paraya kıyıp kendime bir adet 4gb taşınabilir bellek alana kadar ertelemiş oldum. 40 liramı harcamaya karar verdiğim gibi ilk işim öncelikle Slax (tercihen Kill Bill Edition), ardından Pardus ve gerekirse de Ubuntu kurarak bunu gerçekleştirmek ve birincisinde olduğu gibi yine ayrıntılı bir makaleyle Linux için son kullanıcıya hitap etmek olacak.

Şimdi evdeki makinama da Pardus’un son sürümü olan Pardus 2007.3 Lynx Lynx kurmak üzere işimin[;)] başına dönüyor ve bundan sonra hali hazırda kullandığım 3 işletim sisteminde yaptığım kişiselleştirmelerin de yazılarını -ve tabii ki ekran görüntülerini- internet günlüğüme eklemeye karar verdiğimi belirterek girdimi sonlandırıyorum.

Powered by ScribeFire.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.